17 Eylül 2026 Perşembe

Gündelik Ahlâk


                                                               GÜNDELİK AHLÂK

Prof. Dr. Cahit Külekçi

Ahlâkı açıklamaya çalışırken zihnimiz çoğu zaman büyük kavramlara müracaat eder. Adalet, merhamet, doğruluk, fedakârlık, vicdan bunlardan sadece birkaçıdır. Bunların her biri elbette önemlidir fakat insanın ahlakı, büyük slogonik cümleler kurduğu anlardan çok yaşamı boyunca sarf ettiği küçük sözlerinde/davranışlarında görünür. Kimsenin bakmadığı yerde ne yaptığı, kime ne söylediği, acele ederken başkasının hakkını gözetip gözetmediği, kendisine fayda sağlamayacak bir iyiliği yapıp yapmadığı sloganlardan çok daha fazla şey söyler. Bu yüzden gündelik ahlâk insanın karakterinin en çıplak hâlidir. Takibi gerekir.

İnsan evlâdı bazen uzun uzun ahlâktan, ahlâki çöküntüden söz eder. Aynı insan evlâdı mesela asansörden inerken bekleyene yol vermediği gibi bekleyen insanlara göz ucuyla bile selamlamadan geçer gider. Çevresindekilere saygıdan bahseder ama telefonla konuşurken bütün mekânı kendi sesine mahkûm eder. İşte tam da burada söz ile davranış arasındaki kaotik mesafe başlar ve tutarsız bir hayat hikayesinin yapı taşlarını oluşur.

Bir toplumun ahlâk seviyesi de bazen çok basit yerlerden derlenebilir. Esasında herkesin sırasını beklediği bir yerde küçük bir düzen kurulmuştur. Herhangi birisinin benim işim kısa, diyerek öne geçmeye tevessül etmesi yalnızca birkaç dakikalık hareket değildir. Aksine orada olup biten başkasının zamanını kendisininkinden daha değersiz görme duygusudur. Trafikte emniyet şeridine veya taralı alana giren sürücü de aynı şeyi yapmaktadır.

Kurala uyanların beklemesini göze alır, kendi aceleciliğini ortak hayatın üstüne koyar. Çöpünü sokağa atan, yüksek sesle çevresini rahatsız eden, otoparkta iki araçlık yeri kaplayan kişi de aynı merkeze yaslanır. Buradaki denklem de benim rahatım herkesten önce gelirden ibarettir.

Ahlâkın en fazla sınandığı alanlardan birisi de konuşma biçimidir. İnsanlar yüz yüze geldiklerinde çoğu zaman ölçülü davranır. Asıl ahlakî süreç kişi ortamdan ayrıldığında başlar. Hucurât Sûresine rağmen gıybet, küçümseme, alay, imâ, söylenti ve doğruluğu araştırılmamış bir sözü aktarma gündelik hayatın sıradan parçaları hâline gelebiliyor. Üstelik bunların bir kısmı ben sadece duydum, herkes böyle söylüyor, aramızda kalsın, gibi cümlelerle masumlaştırılmaktadır. Kur’ân’ın da gıybeti son derece ağır bir benzetmeyle anlatması boşuna değildir. Çünkü insanın itibarı da hakkıdır. Birinin malına dokunmamak ahlâk sayılırken onuruna dokunmak hafife alınamaz. Bazen bir cümle yıllarca onarılamayacak bir kırgınlık bırakır. Bu yüzden dil terbiyesi yalnızca güzel konuşmakla ilgili değildir. Susulması gereken yerde susabilmek de ciddi bir ahlâk biçimidir.

Gündelik ahlâkın yeni sınav alanlarından birisi de sosyal medyadır. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri / yol göstermek gibi olmasın da/ VPN ile bağlantılar maskelenerek, e-Sim kartlarla ekran arkasında kolayca yazabilmektedir. Bir haberin doğruluğunu araştırmadan paylaşmak, bir insanı topluca hedef hâline getirmek, özel bir görüntüyü dolaşıma sokmak ya da sırf dikkat çekmek için başkasının acısını sergilemek artık sıradanlaşabiliyor. Oysa teknoloji ahlakî sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Parmakla yazılan söz de dille söylenen söz gibi insana aittir. Hatta dijital ortamın kalıcılığı sebebiyle etkisi daha uzun süren bir etkiye de sahiptir. Bir paylaşım birkaç saniyede yapılır fakat yıllar sonra bile asılsız iddialar birisinin karşısına çıkabilir. Bu nedenle paylaş, tuşuna basmadan önce birkaç saniye düşünmek çağımızın en basit ama en gerekli ahlâk alışkanlıklarından biridir.

Gündelik ahlâkın bir başka tarafı da iyiliğin sessizliğidir. Her yapılan yardımın fotoğrafını çekmek, her desteği duyurmak, her fedakârlığı çevreye göstermek iyiliğin ruhunu zayıflatacaktır. Asansörün kapısını tutmak, yük taşıyana yardım etmek, çalışan birine teşekkür etmek, yaşlı birine yer vermek, hatalı olduğunu anlayınca özür dilemek, bir öğrencinin ya da meslektaşın emeğini sahiplenmemek… Asansör konusu önemli!

İnsanın gerçek ahlâkı çoğu zaman en yakınındaki insanlara karşı tavrında anlaşılır. Dışarıda son derece nazik olup evde kırıcı konuşmak, yabancıya tebessüm edip birlikte yaşadığı insanları ihmal etmek de ciddi bir tutarsızlıktır. Nezaket yalnızca makam sahibine, misafire ya da bize fayda sağlayacak kişilere gösterilen bir davranış olamaz. Olmamalıdır.

Gündelik ahlâk yalnızca nezaketle sınırlı kalmaz. İnsan yaptığı işi nasıl yapıyorsa karakterinin bir kısmını da oraya bırakır.

İşini düzgün yapmak bazen kimsenin alkışlamadığı bir erdemdir. Fakat kurumları ayakta tutan da tam olarak budur. Diyeceğimiz o ki bir kurumda bir liderin bulunması o kurumun varlığını kanıtlamasına rağmen sistemin sağlıklı ya da sağlıksız biçimde işlediğini göstermez. Fenerbahçe’nin durumu ortada!

Aslında mesele de çok basittir. Gündelik ahlâk büyük laflar istemez ama kendi nefsini geriye çekebilme iradesini de ısrarla ister. Belki de bugün en fazla ihtiyacımız olan şey ahlâkı konuşmaktan önce onu sıradan davranışlarımızın içine yeniden yerleştirmektir. Belki de değildir. Asansör aynaları çok şeyi yansıtır da görmesini bilene!

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar