Prof. Dr. Mehmet Azimli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof. Dr. Mehmet Azimli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2018 Çarşamba

Hariciliğe Farklı Bir Bakış-IV


Prof. Dr. Mehmet Azimli

Haklarında Üretilen Rivayetler
Hariciler Şia’dan çok sert tavır gördükleri gibi benzer bir tavrı Sünni algıdan da görmüşlerdir. Onları kötülemek üzere yığınlarca rivayet uydurulmuş, Hz. Peygamber’in dilinden hadisler üretilmiştir. Hz. Peygamber’den yaklaşık 30 sene sonra ortaya çıkan bu fırka için Sünni dünyanın hadis literatüründeki en önemli kitaplarında bab başlıkları oluşturulmuş ve üretilen rivayetler buralara yerleştirilmiştir. Bunlar da “Delail-i Nübüvvet” çerçevesinde sunulmuştur. İşte bunlardan birini Buhari şöyle aktarır:

19 Aralık 2018 Çarşamba

Hariciliğe Farklı Bir Bakış-III


Prof. Dr. Mehmet Azimli

Harura
Hz. Ali, tahkimi kabul edince ordudan daha sonra Harici olarak nitelendirilen ve sayıları bazı rivayetlerde 12.000 olarak verilen grup ayrılarak Harura’ya gitti.[1] Hz. Ali onlarla konuşmak için önce İbn Abbas’ı gönderdi. Onlar ilk olarak “Hz. Ali’nin, Yusuf 40. ayette geçtiği üzere[2] Kur’an yerine insanların hükmüne razı olduğunu” belirttiler. İkinci olarak “eğer karşı taraf mümin ise mümine karşı savaşmak haram iken niye bizi savaştırdı, değilse niye yok edinceye kadar savaştırmadı, ganimet ve esir almaya izin vermedi?” Üçüncü olarak, “kendisini müminlerin emiri konumundan niye düşürdü?” Şeklinde sorular sordular. Tabi ki bunlara verilen cevaplar onları tatmin etmiyordu.[3]

12 Aralık 2018 Çarşamba

Hariciliğe Farklı Bir Bakış-II


Prof. Dr. Mehmet Azimli
Tahkim’de Haklımıydılar?
Hariciler için söylenen yaygın anlatım “hem Tahkim’i istedikleri hem de tahkim gerçekleşince Hz. Ali’ye karşı çıktıkları” şeklindedir.[1] Yani Kur’an sahifelerinin kaldırılması üzerine Haricilerin Hz. Ali’yi Tahkim’e zorladıkları,[2] yaklaşık 20 bin Haricinin Hz. Ali’yi tehdit ederek savaşı bıraktırttığı aktarılır.[3] Bu görüşü teyit bağlamında Hz. Ali’nin “ben size savaşa devam dedim siz bıraktırdınız” dediği nakledilir.[4]

5 Aralık 2018 Çarşamba

Hariciliğe Farklı Bir Bakış-I


Prof. Dr. Mehmet Azimli
Giriş
Hariciler, Hz. Ali döneminde ortaya çıkmış olup fikirlerini tam olarak ortaya koyamamış, kendini anlatamamış, sürekli olarak taşkınlıklarıyla gündeme gelen, bu sebeple marjinal olarak yaşamak zorunda kalan bir gruptur. Dindardırlar, Kur’an’ı her konuda öncelerler. Bunlarda samimi bedevi imanı vardır. Cömert ve sertlikleri ile meşhurdurlar.[1]

28 Kasım 2018 Çarşamba

Ğadir-i Hum’un Aslı Nedir?


Prof. Dr. Mehmet Azimli
Şia’nın Hz. Ali’nin, hilafete Hz. Peygamber tarafından atandığına dair önemle ileri sürdüğü delillerin başında Ğadir-i Hum olayı gelir.[1] Bu anlatıma göre özetle; Hz. Peygamber Veda haccı dönüşü Ğadir-i Hum[2] mevkinde Hz. Ali’nin elinden tutmuş ve onun kendinden sonra halife olmasını vasiyet ettiği anlamına gelen sözler söylemiştir.[3] Dahası olayla ilgili olarak Hz. Peygamber’e -esasen Yahudiler hakkında nazil olan- Maide-67’deki “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.” ayetinin nazil olduğu iddia edilmiş ve mesele Hz. Peygamber’in peygamberlik görev şartlarının Hz. Ali’nin imametini ilan etmesine bağlı olduğu noktasına kadar götürülmüştür.[4]

21 Kasım 2018 Çarşamba

Kitap Tanıtımı: Halifelik Tarihine Giriş


Halifelik Tarihine Giriş
(Başlangıçtan IX. Asra Kadar)
Yazar: Mehmet AZİMLİ
Öykü Kitabevi / 2005 (1. Baskı), 196 sayfa
      Edip AKYOL
 İst. Ünv. İslam Tarihi ve Sanatları/Doktora öğrencisi

Müslümanların siyasi tarihi gözden geçirildiğinde, tarihi süreçte en çok tartışma konusu olan problemlerin ve birçok siyasî-itikâdî mezhebin ilk varoluş sebebinin “Halifelik Sorunu” olduğu görülecektir. Halifelik konusunda birçok dini-siyasi tartışma yapılmış, kanlar dökülmüş ve mezhepsel ayrılıklar meydana gelmiştir. Hilafet meselesinden dolayı ana bünyeden en büyük ayrılışı gerçekleştiren ise Şia olmuş ve hilafetin kimde olup olmayacağı tartışması yüzünden faklı bir yapılanma içine girmiştir.
Yazar kitabın önsözünde; eğer hilafet kurumu, tarihi süreçte problemsiz bir şekilde yerini alabilseydi, İslam fetihleri daha geniş alanlara yayılabilir, İslam Medeniyeti ve Kurumları daha net bir şekilde kendini ortaya koyabilirdi diyerek, hiçbir devletin engelleyemediği yeni dinin fetihlerini, hilafet kavgalarının engellediğini belirtmiştir.
Bununla birlikte, Hz. Peygamber’den sonra ashabın karşı karşıya kaldığı ilk önemli problemin ve daha sonraki asırlarda da Müslümanlar arasında en büyük ihtilafın hilafet sorunundan kaynaklandığını vurgulamıştır.

3 Ekim 2018 Çarşamba

Kitap Tanıtımı: İslam Medeniyeti Tarihi, Editör: Prof. Dr. Mehmet Azimli

İslam Medeniyeti Tarihi, Editör: Prof. Dr. Mehmet Azimli[1], Bilay Yayınları, Ankara 2018, ISBN: 978-605-81272-6-5, 384 sayfa
                                            HAZIRLAYAN: İsmail TANRIVERDİ[2]

Prof. Dr. Mehmet Azimli’nin editörlüğünde bir ders kitabı olarak ele alınan bu eser, başta ilahiyat fakültesi ve Tarih bölümlerinde İslam Medeniyeti Tarihi dersi için kaynak olacak şekilde hazırlanmıştır. Bu eser, İslam Medeniyeti Tarihini on dört bölüm olarak farklı başlıklar altında incelemektedir. Her bir bölüm alanında uzman hocalar tarafından hazırlanmış, okuyucunun o konunun çerçevesi ve içeriği hakkında bilgi sahibi olması amaçlanmıştır.

5 Ocak 2018 Cuma

Silvanlı Zehebi-III

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Zehebî’nin Tarih Tenkid Metodu Ve Tarihçiliği
İslam Tarihçileri arasında olayların toplanmasında gösterdiği dikkat ve özenle tanınan Zehebî, kendini özellikle tarih ve hadis öğrenimine vermiştir. Zehebî’nin fikirlerini selefleri ve çağdaşı olanlarıyla karşılaştırdığımızda onun ilmi şahsiyeti apaçık ortaya çıkar. Meğazi, siyer ve genel tarihle ilgili birçok kitap okumuş, mu’cemleri ve teracim kitaplarını gözden geçirmiştir. Geride bıraktığı kıymetli eserler, onun ilmi kişiliğinin en açık delili oluşturur.
Zehebî’nin ihtisarları da sıradan ihtisarlar değildir. İhtisar ettiği bazı kitapları tanzim, bazılarını da tasnif etmiştir. O, ihtisar yoluyla kitaplarının yazılışındaki eksiklikleri görme fırsatı buldu. Hemen her kitabını, ihtisardan sonra genel bir değerlendirmeye tabi tuttu. Raviler ve rivayetleri hakkında görüş belirtti, onları cerh ve ta’dil etti. Sonuçta, yaptığı ihtisarlarla tenkit ve tahkik ehlinden oldu ve bu yönleriyle ün yaptı; eleştirel yaklaşımlarını ihtisar ettiği hadis kitapları üzerinde yoğunlaştırdı. Birçok hadis kitabını sened ve metin yönlerinden esaslı bir şekilde eleştirdi. Ayrıca bir çok alimin hal tercümelerini ekledi.

2 Ocak 2018 Salı

Silvanlı Zehebi-II

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Zehebi hakkında alimlerin bazı görüşler;
İbni Kesir :Hocam, şeyhu’l muhaddisin, ez-Zehebî İslam Tarihçisi ve hadis hafızı idi. Büyük alim Ebu Abdullah Muhammed bin Muhammed el-Musuli, Dimaşk’a geldiğinde, Zehebî’den ilim öğrenmişti..
İbni Hacer el-Askalani :  Zehebî, zamanın büyüğü, anlayışı ve zihni kuvvetli idi. Cerh ve ta’dil hususlarında büyük bir bilgiye sahipti. Tacüddin Sübki’nin dediği gibi, sanki bütün ümmet bir saha üzerinde toplanmış, Zehebî’de onları gözden geçirmiş, teker teker incelemiş, sonra anlara dair birer birer bilgi vermeye başlamıştır.
Alamüddin el-Berzali :Zehebî faziletli, hafızası kuvvetli bir zattı. İlimle meşgul oldu. İlim öğrenmek ve hadis-i şerif dinlemek için çok yerler dolaştı. Çeşitli ilim dallarında birçok eser yazdı. Kıraat alimleri hakkında bilgisi çoktu.”

30 Aralık 2017 Cumartesi

Silvan’lı Zehebî

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Bu çalışmamızda Silvan’lı olup İslam Tarihinin en önemli bilginlerinden sayılan Muhammed bin Osman bin Kaymaz bin Abdullah el-Farıkî, (Mertapolis, Meyyafarikin, Silvan) ed-Dımeşkî, (Şam) et-Türkmanî, (Türkmen kökenli) ez-Zehebî’nin (babası kuyumcu) hayatı ve İslam tarihçiliğini tanıtmak istiyoruz.
Ortaçağın mühim kale-şehirlerinden biri olan Silvan, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun Sultanı Melikşah devrinde Selçuklulara intikal etmesinden önce (1085), Diyarbakır bölgesi dolaylarına Türkmen ahali yerleşimi mevcuttu.[1] Selçuklu akınlarıyla birlikte de Silvan, yoğun Türkmen göçlerine sahne olmuştu. Bu yoğun göç ile gelen Türkmen toplulukları kendilerini, o dönemde İslam dünyasına karşı batıdan gelen haçlı seferlerine karşı mücadele içinde buldular. Şunu rahatlıkla söylemek mümkündür ki; bu göçlerle gelenler Haçlıların bölgede hakim bir güç olarak kalmalarını kesin olarak engelledi. Bu dönemde haçlı güçleriyle mücadeleyi özellikle Mardin, Harput ve Hasankeyf merkezli devletler kuran Artuklular ve onların ilk liderleri olan Necmettin İlgazi, Sökmen ve Belek’in birlikte yaptıklarını görüyoruz. Özellikle Artukluların Mardin şubesinin başındaki Necmettin İlgazi, Haçlıların doğudaki emelleri üzerine esaslı darbeler vurmuştur. Daha sonra bu bayrağı Urfa Fatihi Nurettin Zengi alacaktır.

27 Aralık 2017 Çarşamba

Necmettin İlgazi-III

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Şahsiyeti
Artuklular’ın Mardin şubesinin kurucusu olan Necmettin İlgazi, Ortadoğu İslam alemini ciddi tehlikelere maruz bırakan Haçlılar’a Musul ve Suriye Atabegi İmadüddin Zengi’den ve Zengi’nin komutanı olan Selahaddin-i Eyyübi’den önce ağır darbeler indirmiş bir şahsiyettir. Onun ölümüyle Halep, Haçlılar karşısında savunmasız kalmıştır.
İlgazi, özellikle Irak Türkmenleri üzerinde büyük bir nüfuza sahipti. Çok karışık bir dönemde imparatorluğun en önemli ve prestijli görevi olan Bağdat Şahneliği[1] görevini Bağdat’ta dört yıla yakın bir süre yapması, Haçlı saldırıları karşısında bunalmış olan Halep halkına rahat bir nefes aldırması, onun iyi bir asker olduğu kadar dirayetli bir devlet adamı olduğunu göstermektedir. Halife Müsterşid-Billah ile Irak Selçuklu Sultanı Mahmut’un kendisine sığınan Hille Emiri Dübeys b. Sadaka’nın teslim edilmesini istemelerine rağmen himayeye devam etmesi, babası Artuk’un Melikşah’a kafa tutmasına benzemektedir.
Babaları Artuk’un siyasi teşekkül kurmakta gecikmesine rağmen, oğulları üç adet Artuklu Emirliği kurmuşlardır. Bunlardan Necmettin İlgazi’nin kurduğu Mardin şubesi, üç asırlık süresiyle Selçuklu döneminin en uzun süren hanedanı olmuştur. Artuk oğulları aynı zamanda Haçlıların yanında önemli itibarları vardı ve onlar üzerinde büyük bir korku salmışlardı.[2]

24 Aralık 2017 Pazar

Necmettin İlgazi-II

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Mardin Artukluları
Necmettin İlgazi, Sultan Muhammet Tapar’ın Haçlılar’la mücadele için Musul ve civarına vali olarak tayin ettiği Emir Çavlı ile birlikte Habur suyu civarında I. Kılıçarslan’a karşı yapılan savaşa (1107) katıldı. Ardından müttefiki Çavlı ile arası açılınca onun elinde bulunan Nusaybin’i ele geçirdi.(1107) Ancak Musul valiliğinden azledilen Çavlı’nın sultana karşı ittifak teklifini de reddetti. Bunun üzerine kendisine Irak Selçuklu Sultanı Sultan Mahmud tarafından 1108’de Harran, 1111’de Meyyafarikin hediye edilmiştir.[1]

21 Aralık 2017 Perşembe

Mardin İlk Artuklu Emiri Necmettin İlgazi (1106-1122)

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Bu çalışmada Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurulan üç Artuklu devletinden en uzun ömürlüsü olan Mardin Artuklularının kurucusu Necmettin İlgazi’yi tanıtmak istiyoruz. Çalışmamızda Artuk Bey’in Kudüs Emiri olmasının ardından oğullarının değişik bölgelerde hakim olması ve nihayet Necmettin İlgazi’nin Bağdat şahneliğinden sonra Mardin’e hakim olup bölgede kurulan üç Artuklu şubesinden en uzun ömürlüsü olan Mardin Artuklu devletini kurması ve siyasi faaliyetlerinden bahsedeceğiz.

19 Ekim 2017 Perşembe

Göç Toplayan Şehirler ve Etkileri-II

Prof. Dr. Mehmet Azimli

Göçün Sorun Ürettiği Şehirler 

   Kufe

  Bu şehir eskiden köydü. Hz. Ömer’in garnizon şehirler kurma projesi içinde kuruldu ve fetihlere devam eden fatihler ve fethedilen İran bölgesinden getirilen mevaliler buraya yerleştirildi.[1] Bu şehre gerek Arabistan’dan gerek İran Sasani sahasından yoğun göçler oldu. Eski İran’da Sasanilerin merkezlerinden buraya yani paranın aktığı noktaya kayışlar oldu. O kadar ki Müslüman coğrafyanın en kalabalık şehri haline geldi. Bu da sorunları meydana getirdi. 

16 Ekim 2017 Pazartesi

Göç Toplayan Şehirler ve Etkileri-I

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Giriş
Tarih boyunca adeta bir vakum gibi göçlerin cazibe merkezi haline gelen bazı şehir ve coğrafyaları ele alarak bu şehir ve coğrafyaların dünya ölçeğinde etkilerini tartışmak gerekir. Özellikle çok küçük bir birim iken metropol haline gelmiş Medine, Kufe, Bağdat, Kahire, Diyarbakır gibi parlak şehirler ve onların değişim hikayeleri, bu değişime sebep olan göç konusunun nedenleri ve sonuçları  önemlidir.

22 Eylül 2017 Cuma

Siyere Giydirilen Harici Portresi-II

Prof. Dr. Mehmet Azimli

Karşı Rivayet
İncelemekte olduğumuz rivayet, gerek Kur’an’ın korunması adına gerekse de Abdullah b. Sad b. Ebi Serh’i kötülemek adına, bir rivayetten esinlenerek uydurulmuş olabilir. Muhtemelen o dönemde bu gerekçelerle de kullanılmış olmalıdır. Ancak mesele bununla da kalmamıştır. Toprağın bir mürtedi kabullenmemesi olayı sonraki yıllarda maalesef Haricilere -özellikle Ezarika fırkasına- karşı siyasi olarak kullanılan bir delil haline getirilmiştir.[1]

20 Eylül 2017 Çarşamba

Siyere Giydirilen Harici Portresi-I

Prof. Dr. Mehmet Azimli 

İslam’ın ilk yıllarında Hz. Peygamber’e ve onun getirdiği din olan İslam’a en fazla kim düşmanlık yapmıştır? şeklindeki bir soruya verilecek cevap herhalde Ebu Cehil olacaktır. Tabii ki bunun yanında Ukbe b. Ebi Muayd, Nadr b. Haris, Utbe b. Rebia gibi isimler de sayılabilir. Ayrıca düşmanlıkları Kur’an’da açıklanan Velid b. Muğire ve Ebu Leheb’i de unutmamak gerekir.

18 Eylül 2017 Pazartesi

Siyerdeki Abbas Portresi-V

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Hükümdarlık Abbasilerin(!)
Abbas ile ilgili olarak hadis ve tarih kitaplarına yansıyan onun evladı olan Abbasilerin hükümdarlığı hakkındaki rivayetlere göz atmak istiyoruz.
Hz. Peygamber, Abbas’a hitaben “Ey Abbas! Sen kıyamete kadar benim ümmetimden meliklerin babasısın.”[1] Yine “Ey Abbas! Nübüvvet ve mülk sizindir”[2] demektedir. Bu rivayetlerde Abbasilerin halifeliklerinin kıyamete kadar baki olduğu ve bunun Hz. Peygamber tarafından söylendiği aktarılıyor. Hz. Peygamber, “Allahım Abbas’ı, çocuklarını, onları sevenleri affet, günaha düşürme, onu ve çocuklarını ateşten koru”[3] demiştir. Bu tür rivayetler, tarihçileri şu satırları yazmaya itmiştir: “Hz. Peygamber, Abbas’ın çocuklarına hilafeti müjdelemişti, Abbasiler bunu bekliyorlardı.”[4]

16 Eylül 2017 Cumartesi

Siyerdeki Abbas Portresi-IV


Prof. Dr. Mehmet Azimli
Dört Halife Dönemi
Abbas mal düşkünü yapısını Hz. Ebu Bekir döneminde de gösterdi. Hz. Peygamber’in vefatını müteakip halifeden Hz. Peygamber’in mirasından pay istedi. Ancak halife vermedi.[1] Onun gerek Hz. Ebu Bekir gerekse de Hz. Ömer döneminde bu özellikleri bilinse de Hz. Peygamber’in amcası olduğu için halifeler nezdinde hürmet görüyordu.[2] Hatta zaman zaman bu hürmeti kötüye kullanıp halifeleri sıkıntıya soktuğu da oluyordu.[3]

14 Eylül 2017 Perşembe

Siyerdeki Abbas Portresi-III

Prof. Dr. Mehmet Azimli
Mekke Fethi
Abbas’ın son hicret eden sahabi olduğu belirtilir.[1] Ancak bunu kabul etmek pek mümkün gözükmemektedir. Doğrusu Abbas son ana kadar Hz. Peygamber’le birlikte olmayı kabullenmemişti ve ona karşı devam eden mücadele içinde yer almıştı.[2] Artık Mekke’nin düşeceğini anlayınca kulvar değiştirip Hz. Peygamber’in yanında saf tutmak amacıyla onu karşılamak üzere yola çıktı. Esasen buna hicret denemez. Çünkü o hicret etmemiştir. Hatta Mekkelilerin göreceği zararı en aza indirmek üzere Mekkeliler tarafından gönderilmiş olması kuvvetli ihtimaldir.

Yazarlar