28 Şubat 2024 Çarşamba

Gaza Attack and Its Finalized Outcomes

GAZA ATTACK AND ITS FINALIZED OUTCOMES

Assoc. Prof. Cuma KARAN

Every attack or war and every defense developed against it has its own different and multidimensional consequences, which generally become apparent at the end of the war. However, to get directly into the subject, the Israeli attack on Gaza has resulted in certain outcomes in an ongoing war that has not yet ended, which can be listed as follows:

25 Şubat 2024 Pazar

İslam’ın “Müslümanla” Krizi


İSLAM’IN “MÜSLÜMANLA” KRİZİ

Doç. Dr. Cuma KARAN

Olan ile kendisini temsil eden, asıl ile ona vekil olan örtüşmedikleri zaman kriz kapıda demektir. Tıpkı İslam ile günümüz Müslüman’ı gibi. Bu iki kelimeyi kısaca tanımlamak gerekirse; İslam son semavi dinin ismi, Müslüman ise bu dini kabul edip inananlara verilen isimdir. Bazı Batı dillerinde bu din için “der Mohammedanismus” “Muhamedilik” isimleri kullanılır ki bu şekilde bir tanımlama konumuz açısından dikkat çekicidir. Zira Müslüman demek; “Hz. Muhammed’e ve onun getirdiklerine iman etmiş yani yaşantısıyla bulunduğu yerde ve yaşadığı dönemde Hz. Peygamber’i temsil eden, onun gibi yaşayan” demektir. Her zaman model, tarz ve temsil, söylemden daha değerlidir yani eylem söylemden daha öncelikli ve tesirlidir. Eskimez ifadesiyle; lisan-ı hal, lisan-ı kal’den daha tesirlidir. İslam tüm evrensel değerlerin zirvesi iken ona tabi olan Müslümanların günümüzde; şahsi, siyasi, ahlaki, anlamda fikir, düşünce ve vizyon noktasında adeta o zirvenin çok uzağında olmaları ancak “İslam’ın Müslümanla krizi” olarak tanımlanabilir. “Hani yiğit ve mert bir adamın pısırık ve çapsız bir evladı olur ya; insanlar, “şu yiğit babaya bak bir de bu evlada bak” şeklinde hayretlerini dile dökerler ya, aslında tam da anlatmak istediğimiz durumdur bu. Yaşadığımız hayatın ahir ve akıbetini hayırla bitirme garantisine hiçbirimiz sahip değiliz. Hz. Ömer’in ifadesiyle “حَاسِبُوا اَنْفُسَكُمْ قَبْلَ اَنْ تُحَاسَبُوا /Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin.”[1] Hz. Ömer’i adil yapan da bu hassasiyet olmalıdır. Nefis taşıyan bizler her an ayakların kayabildiği bir imtihan zeminindeyiz. Bugün dönüş fırsatı varken kendi yanlışlarımızla yüzleşmezsek yarın çok geç olacaktır. Onun için kendimi dışarıda tutmadığım bir nefis muhasebesiyle “eğri oturup doğru konuşma” babında “İslam’ın Müslümanla krizini”, ve “hali pür-melalimizi” birkaç örnekle şöyle önümüze indirelim:

22 Şubat 2024 Perşembe

Hac Yolculuğunda Hisler ve Hatıralar- II

HAC YOLCULUĞUNDA HİSLER VE HATIRALAR- II

(2023 Yılı) 

Dr. Ramazan YILDIRIM

Kuba Mescidi

Medine’de ikinci ziyaret yerimiz Kuba Mescidi. Peygamberimiz (sav) Mekke’den hicret edip gelince burada birkaç gün konaklamış ve bu arada, ayağının tozuyla bu mescidi inşa etmiştir. Sonraki dönemlerde büyük bir alanı içine alacak şekilde genişletilmiş tabi cami. İnşa edildiği zaman göz önüne alındığında Müslümanın, İslam toplumunun cami ile ilişkisinin nasıl olması gerektiğini gösteren şahane bir örnek. Zira Efendimiz (sav) uzun bir yolculuktan (hicretten) yeni gelmiş, o günkü vasıtalarla, yorgun argın ve maddi anlamda hiçbir imkânı, hatta kalacak evi bile yok ama Cami inşa etmiş. Çünkü ev ferdin kalacağı yer; Cami, cemiyetin, toplumun mekanıdır. Böylece bizlere, toplum olmanın yollarını araştırın, biz olmanın vesilelerini bulun, önce biz olun ki ben olabilesiniz, diye ders veriyor.

21 Şubat 2024 Çarşamba

Depremden Korunma ve Kurtuluş: Sağlam Bina Sağlam İman


DEPREMDEN KORUNMA VE KURTULUŞ: SAĞLAM BİNA SAĞLAM İMAN

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ

 

أعوذ بالله، بسم الله...

اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ، ...

“Yer dehşetli bir sarsıntıyla sarsıldığında …”

15 Şubat 2024 Perşembe

Gazze Saldırısı ve Kesinleşen Sonuçları

GAZZE SALDIRISI ve KESİNLEŞEN SONUÇLARI

Doç. Dr. Cuma KARAN

Her saldırı veya savaşın buna karşı gelişen her savunmanın kendi içinde farklı ve çok boyutlu sonuçları vardır ki bunlar genelde savaşın sonunda belli olur. Ancak direkt konuya girmek gerekirse; İsrail Gazze saldırısı henüz bitmeyen, devam eden bir savaşta kesinleşen bazı sonuçları hanesine yazdı ki; bunları şöyle sıralamak mümkündür:

13 Şubat 2024 Salı

Hac Yolculuğunda Hisler ve Hatıralar- I (2023 Yılı)


HAC YOLCULUĞUNDA HİSLER VE HATIRALAR- I

(2023 Yılı)

Dr. Ramazan YILDIRIM

         Bu sene yaşanan büyük depremin ardından gerçekleşecek olan Hac bir başka hüzünlü geliyor insana. Kalpler mahzun, gönüller kederli, gözler yaşlı, sevinçler buruk…

12 Şubat 2024 Pazartesi

İsrail Katliamları Karşısında Müslümanlar


İSRAİL KATLİAMLARI KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

Doç. Dr. İbrahim BARCA

    Siyonist Yahudi aşırı milliyetçisi olan İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü katliamlar, cinayetler, zulümler ve insan hakları ihlalleri bugün 12.02.2024 itibariyle durmaksızın devam etmektedir. Bunun yanında Gazze’de sayısı tam olarak net olmayan nice hastane, okul, cami, kilise ve benzeri gibi yapılar yerle bir edildi.  Filistinlilere ait nice mallar, mülkler, değerli eşyalar çalındı, talan edildi veya kullanılamaz hale getirildi. Siyonist barbarlar çetesi, öncesinde Refah güvenli bölgedir diye Filistinli sivilleri o bölgeye göç etmeye mecbur bırakmıştı.  Şimdi ise o bölgeye saldırı düzenliyorlar ve bu saldırılarda da yine büyük katliamlar, vahşilikler, aşağılamalar Tik-tok gibi sosyal medya platformlarında canlı bir şekilde insanlara özellikle de dünya Müslümanları ahalisine gösterilmektedir. Bugüne kadar katledilen Filistinlilerin sayısı ise 30 bini aştı ve bunların çoğu çocuk ve kadındı.

İslâm Tarihi Kaynaklarından Fütûhât Kitapları


İSLÂM TARİHİ KAYNAKLARINDAN FÜTÛHÂT KİTAPLARI

Prof. Dr. Âdem APAK

GİRİŞ

İslâm tarihinin kaynaklarını ana kaynaklar ve müracaat eserleri olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Ana kaynak, incelenmek istenen dönemden kalan veya o dönemle ilgili olarak bize ulaşan bakıyye ve kayıtlar demektir. Bunlar gözle görülen bir eser, ayakta kalan bir bina, yazılı bir vesika veya telif edilmiş kitap olabilir. Ana kaynaklar da kendi arasında esas ana kaynaklar ve yardımcı ana kaynaklar şeklinde ikiye ayrılır. Esas kaynaklar, müelliflerin belli dönem hakkında kaleme aldıkları ve bu döneme ait olaylarla, zamanın kültürel şartlarını aktarmayı hedefleyerek yazdıkları kaynaklardır. Bunun yanında eser sahiplerinin ilk planda tarihî hadiseleri aktarmak niyetiyle yazmadıkları ancak içlerinde doğrudan veya dolaylı olarak tarihle alakalı bilgilerin dağınık bir şekilde bulunduğu kaynaklar vardır ki, bunlara da yardımcı kaynak adı verilebilir. Şiir divanları, sözlükler ve fıkıh kitapları bu tür eserlerdendir.

7 Şubat 2024 Çarşamba

Kuzey Afrika’da İslâmın Yayılışı


KUZEY AFRİKA’DA İSLÂMIN YAYILIŞI

Prof. D. Adem APAK

GİRİŞ

İslâm dininin tebliği esnasında Küçük Asya (Anadolu), Kuzey Afrika, Mısır, Suriye ve Avrupa’da Tuna nehri’ne kadar olan bölgede Bizans İmparatorluğu hüküm sürüyordu. Miladi VII. yüzyılda üç kıtada büyük bir coğrafyayı kontrol eden Bizans, merkezde taht kavgaları ve iç karışıklıklar sebebiyle gücünü kaybetmiş durumdaydı. Üstelik farklı mezheplere mensup vatandaşlarına uyguladığı dinî baskılar devletin halk üzerindeki meşrûiyetini yitirmesine sebep olmuştu. Kuzeyden gelen Avar ve Slav tehdidi, doğuda ise Sâsânîlerin yayılma politikası devleti çözülmenin eşiğine getirmişti. Nitekim Sâsânîler, Miladi 611 yılında Suriye, Anadolu ve Mısır gibi önemli Bizans bölgelerini istila etmek sûretiyle İstanbul yakınlarına kadar ulaşmışlardır. İmparator Herakleios (M.610-641), bu saldırılardan ancak ağır şartlar altında bir anlaşma imzalayarak kurtulabilmiştir.  İki taraf arasındaki çatışma Miladi 622 yılında yeniden başlamış, Bizanslılar Miladi 627 yılında meydana gelen Ninova savaşında Sâsânîleri kesin bir mağlubiyete uğratarak, kaybettikleri toprakları yeniden kazanmışlardır. Bizans elde ettiği bu başarıya rağmen, içteki siyasî mücadele ve dinî problemleri çözememiştir.[1] Bütün bunların sonucunda ülkenin resmî mezhebinden olmayan muhtelif Hıristiyan topluluklar kendi dindaşlarının emri altında yaşamaktansa, yabancı bir hâkimiyeti tercih etmeye, hatta dışarıdan gelecek başka güçleri kendileri için kurtarıcı olarak görmeye başlamışlardır.[2]

6 Şubat 2024 Salı

Büyük Depremin Yıldönümü


BÜYÜK DEPREMİN YILDÖNÜMÜ

                                                               Ramazan Yıldırım*

Bugün tam bir sene geçti küçük kıyamet, büyük deprem olan yüzyılın felaketi üzerinden…

5 Şubat 2024 Pazartesi

Canlı ve Vicdanlı


CANLI VE VİCDANLI

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ

Canlı olmak acıyı hissetmektir, vicdanlı olmak ise başkasının acısını hissetmektir.

Canlı olan hareket eden, ihtiyacına yönelen, güvenlik arayan, güvendiğine sığınandır; sevdiğine ulaşmaya çalışan, korktuğundan uzaklaşan, ulaştığında mutlu olan, ulaşamayınca üzülendir; zarar gördüğünde, yaralandığında, canı yandığında tepki veren, acı çeken, acısını bütün organlarıyla hissedendir…

30 Ocak 2024 Salı

Şuûbiyye Hareketinin Tarihî Arka Planı ve Tezahürleri: Asabiyyeden Şuûbiyyeye


ŞUÛBİYYE HAREKETİNİN TARİHÎ ARKA PLANI VE TEZAHÜRLERİ: ASABİYYEDEN ŞUÛBİYYEYE

Prof. Dr. Adem APAK

GİRİŞ

Arapça asıllı olan Şuûbiyye kelimesi ş.a.b fiili kökünden türetilmiştir. Kelimenin mastarı olan şa‘b lugatte topluluk, grup, cemaat anlamına gelir. Bu tabir aynı zamanda Araplardaki kabile hiyerarşisinin büyük halkalarından birine de isim olmuştur. Arap sosyal yapısının topluluk derecelendirmeleri yaygın olarak cizm, cumhur, şa‘b, kabile, imâre, batn, fahz, aşîre, fâsıla, raht şeklinde düzenlenmiştir.[1] Bununla birlikte Arap nesep çerçeveleri küçükten büyüğe doğru fahz, batn, imâre, kabîle ve şa‘b şeklinde beşli bir tasnife de tâbi tutulmuştur. Şuûb kelimesi şa‘b’ın cemisi olup, sonundaki nisbet yâ’sı tekilliği, müennesliği ise fırka ve cemaat manasına oluşu temsil etmektedir.[2]

28 Ocak 2024 Pazar

Hz. Ebû Bekir’in Yönetim Anlayışı ve İdarecileriyle Münasebetleri

HZ. EBÛ BEKİR’İN YÖNETİM ANLAYIŞI VE İDARECİLERİYLE MÜNASEBETLERİ


Prof. Dr. Âdem APAK

        GİRİŞ

Hz. Ebû Bekir’in idare politikasında genel hatlarıyla Hz. Peygamber’in (sav) yönetim prensiplerinin belirgin yansımaları gö­rülür. Diğer yandın İslâm tarihinin Hz. Muhammed (sav) döne­mi dikkate alındığında yapılan uygulamalarda Allah Rasûlü’ne (sav) en yakın görüşlerin Hz. Ebû Bekir tarafından serdedildiği, başka bir ifadeyle ashâb içinde daha ziyâde onun yer aldığı grubun görüşlerine itibar edildiğine şahit olunur. Nitekim Kayser, Kisrâ ve Necâşî gibi devlet başkanlarını tanımış bulunan Araplar, bu özelliği sebebiyle Hz. Ebû Bekir’i “Peygamber'in veziri" olarak vasıflandırmışlardır.[1] İbn Kayyim el-Cevziyye de onun idaresinin Hz. Peygamber’in (sav) yönetimiyle çok yakın benzerlik gösterdiğini zikreder.[2]

22 Ocak 2024 Pazartesi

İslam Tarihi Metodolojisine Dair Güncel Tartışmalar

 

İSLAM TARİHİ METODOLOJİSİNE DAİR GÜNCEL TARTIŞMALAR

 

Yunus Emre ÇELİKBİLEK[1]

 

Özet

Günümüz İslam Tarih yazımında tarihçinin hangi meseleleri, nasıl, ne şekilde ele alması ve değerlendirmesi gerektiği noktasında tartışmalar mevcuttur. Mevcut olan tartışmalar metot sorununu beraberinde getirmektedir.

21 Ocak 2024 Pazar

Askeri Kişilik Modeli Olarak Hz. Peygamber (sav)


ASKERİ KİŞİLİK MODELİ OLARAK HZ. PEYGAMBER (SAV)


Prof. Dr. Adem APAK

Hz. Muhammed (s.a.s) bir kuman­danda bulunması gereken güçlü irade ve cesaret, sabır ve tahammül, tereddütsüz sorumluluk üstlenme, emri altındakilere iyi davranma, zorluklara göğüs germe, dava arkadaşlarına güven ve saygı telkin etme, süratle doğru ve te­reddütsüz karar verme, yardımcılarına danışma ve yenilgiden dolayı ümitsizliğe kapılmama gibi vasıflara sahipti. Kendisi mümkün olduğu ölçüde zamanındaki askerî strateji ve taktikleri kullanmaya önem verirken, aynı anda askerlerinin moralini yüksek tutma konusunda da bü­yük başarı göstermiş, maddî ve manevî güçler arasında mükemmel bir denge kurmuştur. Savaş şartlarında insan psikolojisine ve sosyal ilişkilere büyük ehemmiyet vermiş, emrindeki askerlerine karşılıklı sevgi ve saygıyı, yönetici ve kumandanlara itaati, çekişme ve ayrılığa düşmemeyi tavsiye etmiştir.

O Bir Beşerdi Beşerin Bir Güzel Misaliydi


O BİR BEŞERDİ

BEŞERİN BİR GÜZEL MİSALİYDİ

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ

Onu bilgiye susamışlığıyla, ilme doymayan tarafıyla tanıdım ilkin. Ders okurduk bir grup arkadaşımızla. Hocamızdı ama bizden daha meraklı daha heyecanlıydı. Derslerde bir şey öğreteyim derdinden çok, bir şey öğreneyim heyecanını yaşardı. Bu hali bize de bulaştı, bir daha da çıkmadı.

19 Ocak 2024 Cuma

Hz. Peygamber’in (sav) Vedâ Hutbeleri


HZ. PEYGAMBER’İN (SAV) VEDÂ HUTBELERİ

Prof. Dr. Âdem APAK

Hz. Peygamber’in (sav) Hicretin onuncu yılında (Miladi 632) gerçekleştirdiği haccına Vedâ Haccı, bu esnada toplanan Müslümanlara hitabına da Vedâ Hutbesi adı verilir. Vedâ hutbesi (Hutbetü’l-Vedâ) tabiri İslâm tarihi kaynakları arasında ilk defa Câhiz’in el-Beyân ve Tebyîn’inde zikredilmiş (nşr. Abdüsselam M. Hârûn, I-IV, Kahire 1968, II, 30-31), kendisinden sonra gelen Müslüman müellifler de bu tabiri kullanmıştır. Öyle ki gerek İslâm dünyasında gerekse ülkemizde bu tabirin isminde yer aldığı müstakil eserler kaleme alınmıştır.  Hâşim Sâlih Mennâ’nın Hutbetü’r-Rasûl fî Hacceti’l-Vedâ, (Dübey 1996); Cihan Aktaş’ın Vedâ Hutbesi: İnsanın Temel Hakları, (İstanbul 1992); Vehbi Ünal’ın, Peygamber Efendimizin Vedâ Hutbesi, (İstanbul 1998) ve Yavuz Ünal’ın Hz. Muhammed’in Vasiyeti (Vedâ Hutbesi), (Çorum 2006) kitapları buna örnek olarak verilebilir.

17 Ocak 2024 Çarşamba

Uzzâ

UZZÂ

Prof. Dr. Adem APAK

Sözlükte “çok yüce, azize” manasındaki uzzâ kelimesi, azîzin mübalağalı şekli olan eazze kelimesinin müennes halidir. Bu isim özellikle Kureyş ve Kinâne kabilelerine ait bir put, aynı zamanda da Gatafânlılar tarafından tapınılan dikenli bir ağaç (semüre) karşılığında da kullanılmıştır.[1] Bilhassa Gatafanlılarla yakın alâkası olan bu putun asıl mekanı ise Taif’ten Mekke’ye ulaşan yol üzerinde Batn-ı Nahle vadisinde bulunuyordu.[2]  Bu mabed birinde dişi tanrının (şeytane) tecelli ettiği üç semure (yayvan akasya) ağacının içindeydi.[3] Bu durumda Uzzâ’nın iki puta tekabül ettiği anlaşılır: Bunlardan birincisine göre Uzzâ Kureyş ve Benî Kinâne kabilelerinin taptıkları put olup, ikincisi ise Gatafan kabilesinin taptığı bir ağaçtır.[4]

9 Ocak 2024 Salı

Kaderlerine Terk Edilen Yetim Filistinliler


KADERLERİNE TERK EDİLEN YETİM FİLİSTİNLİLER 

Bu yazı, ırkdaşları ve dindaşları tarafından yalnız bırakıldıkları için yaklaşık üç ay içinde 12 bin 40’ı çocuk, 6 bin 103’ü kadın olmak üzere katledilen 30 bin 676 Filistinli yetim Müslüman ve insan kardeşime ithaf edilmiştir.

7 Ocak 2024 Pazar

İslâm’da Bir Arada Yaşamanın Temelleri


İSLÂM’DA BİR ARADA YAŞAMANIN TEMELLERİ

Prof. Dr. Âdem APAK

Bir arada yaşamanın temelini teşkil eden insan hakları tabiri Batı kaynaklı bir kavram olarak kabul edilmekle birlikte, aslında Hıristiyan kaynaklı değildir. Zira insan hakları başta Katoliklik olmak üzere, Ortodoksluk ve Protestanlık tarafından pek sempatik görülmemiştir.[1] Batı dünyasının bu konuda sicili çok kötüdür. Zira jenosit, engizisyon, otuz yıl savaşları, yüz yıl savaşları Batı tarihine ait kavramlar ve hadiselerdir. Hıristiyanların geçmişiyle karşılaştırıldığında insan hakları bakımından İslâm tarihinin çok olumlu tecrübelere sahip olduğu ise açık bir gerçektir.

Yazarlar