3 Ağustos 2021 Salı

Hakikatin Keşfi -III


HAKİKATİN KEŞFİ -III

Cağfer KARADAŞ

Yüce Allah imtihan etmek üzere yarattı insanı. Şartlarını ve imkânlarını oluşturduğu bir ortama yani dünyaya gönderdi onu. Dünyadaki bazı şeyler hoşuna giderken bazı şeylerden nefret etti. Çünkü bazı şeyler övgüye değer iken bazı şeyler yergiyi gerektiriyordu. İnsan hoşa giden ve övgüyü gerektiren işler yaptığında kazandı, nefret edilen ve yergiyi gerektiren işler yaptığında kaybetti; böylece kendisini kaçma-kovalama, çatışma-uzlaşma, ulaşma-uzaklaşma, sevgi-nefret, kazanma-kaybetme… ikilemi hatta sarmalı içinde buldu. İşte bu onun yaratılış hikmeti olan sınavıydı. Tercih ettikleriyle ve etmedikleriyle sınanıyordu, çünkü bu dünyada her yaptığı hatta yapmadığı imtihana tabiydi. Nasıl ki sınava girip soruları yanlış yapmanın bir bedeli varsa, soruları yapmadan çıkmanın da bir bedeli vardır.

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Nasıl Hızlı Doçent Olunur?



NASIL HIZLI DOÇENT OLUNUR?

Şaban ÖZ

Baştan diyeyim bu bir sistem eleştirisi değildir. Çok çalışan bir şeyler üretmeye çalışan gençlere “lan oğlum akıllı olun” yazısıdır!

İmdi size beş dakikada nasıl hiç yorulmadan, hiç üretmeden, hiç ortaya akademik ve ilmi bir şey koymadan doçent olursunuz onu anlatacağım.

23 Temmuz 2021 Cuma

Timur’a Dair Popüler Bir Kaynak


TİMUR'A DAİR POPÜLER BİR KAYNAK

Mustafa AK

Timur kimine göre devrinin Haccacı, kimine göre Yıldızların bahtına hükmeden sultan. Rivayet o dur ki; karıncanın azimle duvara tırmanma mücadelesinden ilham alıp bir numara olmayı aklına koymuş bir karakter. Yılmanın ve yıkılmanın sözlüğünde olmadığını ele geçirdiği şehirlerde yaptırdığı kelle kuleleri ile ispat edecek bir tarihi şahsiyet. Yıldırım Bayezid “Allah dünyayı yönetmeyi senin gibi bir topal ve benim gibi bir köre nasip etmiş” demiş. Engelli bir insanın cihanı yöneteceğini hatta savaş sanatı gibi ağır bir işi hakkıyla yapabilecek kadar kabiliyetli olabileceğinin yaşamış örneği. Bir yerde duymuştum. Menzilciler ya Semerkant adından ya da Orta Asya’da Nakşileri koruduğu için çok hürmet ederlermiş merhuma. Biz bu girişten sonra tanıtacağımız kitaba gelelim.

19 Temmuz 2021 Pazartesi

Türklerin İslam’ı Kabulü


 TÜRKLERİN İSLAM’I KABULÜ

Mustafa AK

Müslüman olan ilk Türk devletinin Bulgarlar mı yoksa Karahanlılar mı olduğu hep tartışma konusu olmuştur. Biz bu meseleye girmeden İtil yani Volga Bulgarları ile ilgili ünlü Arap gezgin İbn Fadlân’ın hatıralarını aktaracağız.  Bu konuyla ilgili hem önemli çalışmayı Ahmet Yesevi dizisine danışmanlık yapan hocam Sefer Solmaz kaleme almıştır.

16 Temmuz 2021 Cuma

Hakikatin Keşfi- II




HAKİKATİN KEŞFİ- II

Cağfer KARADAŞ

Bir olgu veya olayı bilmek için, onunla aynı zaman ve mekânda olmanın yanında bilgi gücü ve kapasitesine sahip olmak gerekir. Demek ki içinde bulunduğumuz mekânda ve zamanın şimdisinde gerçekleşen olgu veya olayı, ancak sahip olduğumuz bilgi ve kapasitemiz kadarıyla kavrayabiliriz. Çünkü geçmiş elimizden çıkmış, gelecek elimize geçmemiş, var olan şimdiyle ve içinde bulunduğumuz mekânla yetinmek zorundayız.

6 Temmuz 2021 Salı

Uhud Gazvesi’nde Okçular Tepesini ve Savaş Meydanını Terk Edenler


UHUD GAZVESİ’NDE OKÇULAR TEPESİNİ VE SAVAŞ MEYDANINI TERK EDENLER

Prof. Dr. Mehmet Salih ARI

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in gazveleri arasında Uhud Gazvesi’nin ayrı bir önemi vardır. Hicretin 3. yılında (625) meydana gelen gazvede çok sayıda ibret, hikmet ve ders çıkarılması gereken sonuçlar bulunmaktadır. Bu gazve sürecinde Resûlullah’ın savaşa çıkmadan önce ashabıyla istişare edip ona göre hareket etmesi, kararlılığını göstermek için zırhını giydikten sonra savaşmadan çıkaramayacağını söylemesi, ashabıyla birlikte cansiperane savaşması, savaştan hemen sonra sadece bu savaşa katılanlarla düşmanı takip etmesi, çok sayıda sahâbînin bu gazvede şehit olması gibi asla unutulmaması gereken konular bulunmaktadır. Birçok konuda olduğu gibi bu gazvenin sonuçlarını isabetli bir şekilde okuyup yorumlayanların yanı sıra olayı farklı yönlere çekenler de olabilmiştir. Uhud Gazvesi’ni bir yenilgi olarak görüp bu yenilgiyi sahâbîlerin içki içmesine bağlayan yazarlar olduğu gibi bu gazveyi galibiyet veya mağlubiyet olarak gören, olumlu olumsuz yorumlayan yazarlar/araştırmacılar var olagelmiştir. Uhud Gazvesi’nden önce içki (hamr) tam olarak yasaklanmadığından bazı sahâbîlerin savaş gecesi içki içmiş olduğuna dair bazı rivayetler[1] bulunmaktadır. Ancak bu rivayetler doğru olarak kabul edilse bile içki içmenin savaşın sonucunu değiştirecek derecede etkili olduğunu iddia etmek isabetli bir görüş değildir. Zira Uhud Gazvesi ile ilgili tüm rivayetler savaşın ilk aşamasında Müslümanların kesin olarak üstün olduklarını ortaya koymaktadır. Savaşın sonucuna tesir edecek derecede içki içilseydi baştan itibaren bu yenilgi durumu kendisini gösterirdi. Bu çalışmada özellikle savaş stratejisi bakımından savaşın seyrini değiştiren bir olay üzerinde durulacaktır. İlk önce Ayneyn tepesinin Uhud Gazvesi’ndeki önemi, bu tepenin diğer bir adı olan Okçular tepesini (Cebelü’r-Rumât) savunanlar ele alındıktan sonra bu tepeyi ve savaş meydanını terk edenler konu edinilecektir.

4 Temmuz 2021 Pazar

İslam'da Siyasi Güç Kavramı Üzerine


 

İSLAM'DA SİYASİ GÜÇ KAVRAMI ÜZERİNE

Mustafa AK[1]

Az çok lise okuyan herkes İbn-i Haldun’u duymuştur. Sosyolog ve tarihçi. Müslümanların yetiştirdiği önemli âlimlerden birisi. Kitabı bile var hatta. Kitabü’l İber yani İbretler kitabı. Asıl şöhret kitapta değil giriş kısmındadır. Mukaddime diye meşhur olan bu kısım asıl kitabın adını unutturmuştur. Bu kısmın özelliği şudur: İnsanlara ve devletlere hayat reçetesi sunar. Kalıcı olmasının sebebi budur. İslam tarihçisi Adnan Demircan’ın Hilafetin Hikâyesi isimli kitabı da bu şekilde Giriş kısmı güçlü olan kitaplardandır. Hatta ünlü yazarların yazmakta en çok zorlandıkları kısmın giriş kısmı olduğu belirtilir ki bu da gayet doğaldır. Bu eserin giriş kısmını okuyanlar aslında, eserin genelinin vermiş olduğu mesajı net olarak alabileceklerdir. Bu kısımda işlenen Siyasi güç kavramına dair olan kısımları mevzunun ve olayların gerekliliği üzerine aktarmak istiyorum. Yazarın bu alanla ilgili onlarca akademik çalışması olduğunu belirtmek isterim.

1 Temmuz 2021 Perşembe

Hakikatin Keşfi - I



 

HAKİKATİN KEŞFİ - I

Cağfer KARADAŞ 

Perde açılmadan hakikat görülmez, hakikat görülmeden de anlaşılmaz. Bu görmeyi sadece baş gözüyle görmekle de sınırlandırmamak lazım. Zira baş gözüyle gördüğün kalbin ışığıyla aydınlanır, aklın hükmüne göre anlam kazanır. Bu yüzden perdenin açılması bazen dış dünyadaki somut varlıkların beş duyuyla en, boy ve derinliklerinin kavranması anlamına gelirken bazen de kalbin, aklın, vicdanın ve fikrin imkânlarıyla varlığı, mahiyeti ve özü keşfetmektir. Bir üçüncü yol ise, ilahî kaynaktan gelen haber bilgisidir. Bu, Kitap ve Sünnet bilgisidir. Bu bilgiyle duyu ötesindeki ve zahirin arkasındaki hakikatten haberdar olunur. Çünkü duyular, şeylerin bir yönünü, bir yönden kavrarken akıl kıyasla bütününü, kalp varlığını ve varlık nedenini, ilahî haber ise varlığın hakikatini kavramamızı sağlar.

17 Haziran 2021 Perşembe

Hilafetin Hikâyesi


HİLAFETİN HİKÂYESİ

Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN[1]

Beyan Yayınları, İstanbul-2021, 1. Baskı, Sayfa sayısı 268

 

Tanıtım/Değerlendirme: İbrahim KONAK[2] 

İlk halife Hz. Ebu Bekir’den başlayarak Halifeliğin kaldırıldığı 3 Mart 1924 tarihine kadar geçen süre içinde Halifeliğin geçirdiği süreçlerin anlatıldığı “Hilafetin Hikayesi” adlı kitap dört bölümden oluşmaktadır. Kitabın sonuna konulan tabloların oluşturduğu Ekler ile eser zenginleştirilmiştir. Kitapta İslam Tarihi ana kaynaklarının yanında modern kaynaklardan da istifade edilmiş, kavramlarda Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisinden istifade edilmiştir.

15 Haziran 2021 Salı

Gazzalî / Büyük Hesaplaşma - III


 
GAZZALÎ: BÜYÜK HESAPLAŞMA - III

Cağfer KARADAŞ

Bağdat’tan ayrılan Gazzalin Oğlu, yeni dünyasını Şam’da kurmaya karar vermişti. Şam’ın merkezinde yer alan Emevî Camii’ni mesken tuttu. Uzun sürecek bir düşünce ve hesaplaşma uzletine çekilmişti. Şam’ı seçmesi o dönem siyasi merkezlerden uzak durmak içindi. Her kesimden ve herkesten uzak yeni hayatın rotasını burada çizecekti.

Bütün bir hayatını gözden geçirmekti ilk işi. Geriye dönük ciddi bir muhasebeyle işe başladı. Çünkü geçmiş sabit bir gerçeklik olarak zihninde durmaktaydı. Bu sabit gerçekliği dikkate almadan ve onunla hesaplaşmadan yeni bir hayata başlaması imkânsızdı. Geçmişe dönük bu hesaplaşma geleceğe dönük planlarının da açığa çıkmasını sağlayacaktı.

5 Haziran 2021 Cumartesi

Biyografi ve Tarih


 



BİYOGRAFİ VE TARİH

Yazar: Barbara CAINE

(Çev. Müge SÖZEN)

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2019

1. Baskı, Sayfa Sayısı: 196

 

Mehmet Salih Gündüz·

         1948 yılında Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde dünyaya gelen ardından ailesiyle birlikte 1960 yılında Avustralya'ya yerleşen Barbara Caine, 2015'ten beri Sidney Üniversitesi'nde Felsefi ve Tarihsel Araştırma Okulu Başkanı olarak görev yapmaktadır. İngiliz ve Avustralya kadın tarihi üzerine kapsamlı yazılar yazan Caine, birçok tarihi şahsiyetin biyografisini de yazmıştır. Bu yazımızda onun önemli çalışmaları arasında yer alan “Biyografi ve Tarih” isimli kitabı tanıtılacaktır.

2 Haziran 2021 Çarşamba

Siyerci mi Ciğerci mi?


Siyerci mi Ciğerci mi?

Halit ÇİL

Tarihçinin temel görevi ve işlevi; yaşadığı zamana ve yaşamadığı evveliyata ışık tutup bilinir ve görünür kılmak, bu birikimle geleceğe de projeksiyon yapmaktır. Sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için çok önemli tarihi etkiye sahip olan Hz. Peygamber'in zamanı ve misyonunun da bu anlayışla ele alınması elzem. En güzel model olarak Kur'anî ifadesini bulan Hz. Peygamber'in zamanı ve misyonu "Siyer" adlı özel bir ilim olarak karşımıza çıkmakta. İnsanlık tarihi kadar esnetilebilen İslam tarihinin içinde erimesini ve öneminin küllenmesini engellemek için özel bir ilgi alanı kılınmıştır siyer.

Müslümanların zihin ve gönül dünyalarında tazeliğini muhafaza eden Hz. Peygamber'in yaşadığı hayatın ele alınış biçiminde iki ana uç akım dikkat çekicidir:

a) Kalbi ve duyguları öne çıkaran, aklı ötekileştiren yüceltici tavır.

b) Aklı ve modernliği öne çıkaran, kalbi ötekileştiren sıradanlaştırıcı tavır.

Daha özelde mucizelere boğulan bir Peygamber ile mucizelerden arındırılmış kişisel gelişim uzmanı bir Peygamber. Her iki tavır, haklılık yönleri bulunmakla beraber eksiktir ve birbirine muhtaçtır.

Gazzalî / Büyük Hesaplaşma - II


 

Gazzalî / Büyük Hesaplaşma - II

Cağfer KARADAŞ

Ertesi gün uyandığında zihni daha berraktı. Bütün bir geçmişini adeta ölçmüş biçmiş ve tartmış vaziyetteydi. Sesli düşünüyordu. Duyanlar onu kendi kendine konuşur sanırdı. Hatta bilmeyenler ağır sarsıntılar altında ciddi bir bunalıma girdiğini bile düşünebilirdi. Ama onun umurunda değildi. Kendi kendine konuşmasını sürdürdü: “Bugüne kadarki durumumu şöyle bir gözden geçirdiğimde, gördüm ki, dünyevî ilişkiler ağı içinde sıkışmış kalmışım. Adeta her tarafımdan sarılmış ve kuşatılmışım. İşlerime baktım en güzeli ve şükredilecek olanı eğitim-öğretimdi. Fakat sanki bunları bile Allah rızası için değil de, makam ve şöhret endişesiyle yapıyormuşum gibiydi…”

30 Mayıs 2021 Pazar

Gençler İçin Yol Haritası…

 



Gençler İçin Yol Haritası…

Şaban ÖZ

Her zaman söylediğim anlattığım bir anekdot var. Bazıları bunu tevazu falan zannediyor ama hakikatin ta kendisi: Üniversiteye intisap ettiğim zaman bir doçentlik tezi hazırlamam gerektiğini bilmiyordum. Siyer Sözlüğü ile uğraşırken, doçentlik kitabı yazmam gerektiği söylenince iyi yazalım o zaman demiştim. Sahabe Sonrası İktidar Mücadelesi… Siyer Sözlüğü kalıverdi işte… Hâlâ da içimde büyük bir ukde. Hani şöyle bir üç dört yılım olsa…

Mevcut akademik camianın büyük bir kesimi “el yordamıyla” bugünlere gelmiştir. “Deneme-Yanılma” Türk akademisindeki en çok başvurulan yöntem konumunda…

26 Mayıs 2021 Çarşamba

Gazzalî / Büyük Hesaplaşma - I

 


Gazzalî

 Büyük Hesaplaşma

I

Cağfer Karadaş 

Dünya bir imtihan. İnsan, bunu yaşadıkça daha bir öğreniyor. Her an yeni bir tecrübe yeni sürprizler… Bu kaçma kovalamaca içinde başka bir şey de beklenmez. Aslında insan bunu biliyor ama her seferinde beklemiyor tepkisi veriyor. Değil mi ki, tarih, öngörülenlerin arkasında veya arasında öngörülemeyen ansızın gelişen olaylar yumağı? Belki de hayatı anlamlı, tarihi renkli kılan da bu öngörülemeyen ani gelişmeler olsa gerek. Bu anlar tarihin kırılması. Zihinlere ok gibi saplıyor ve ardından büyük veya keskin kararlar geliyor…

Erzurum’a Özlem / Éle Özlemişem ki…

 




Erzurum’a Özlem / Éle özlemişem ki…

İhsan Süreyya Sırma

 

 

Tabakhane Çeşmesi’nden bir yudum su içmeyi

Éle özlemişem ki…

 

Taşmağazalar’da eşe-dosta uğramayı

Éle özlemişem ki…

 

Rahmetli Bahattin[1] Ağabey’in, “Hocam ne disen?” demesini

Éle özlemişem ki…

 

Ayakkabıcı Zakir’de, Tortum’ca konuşmayı

Éle özlemişem ki…

 

Aynı sokakta, Alioğlu’nda kitap karıştırmayı

Éle özlemişem ki…

 

Kongre caddesinde, Hafız Ağabey[2]’e gitmeyi

Éle özlemişem ki…

21 Mayıs 2021 Cuma

United Satanic of America (USA)


 

United Satanic of America (USA)

İhsan Süreyya Sırma

Senelerdir Müslümanlara anlatmaya çalışıyor ve diyoruz ki: Milyonlarca Kızılderili’yi soykırıma uğratarak katleden “Satanic America” dan hiç kimseye bir hayır gelmez! Bu canilerin bildiği bir tek şey vardır: Eşkiyalık/kovboyluk, soygunculuk ve çıkarları için her türlü gayrimeşruyu mubah/meşru gören çarpık din anlayışlarıyla insan öldürmek! Dünyanın her köşesinde öldürdükleri binlerce mevta, bunun şahitleridirler! Ve ne hazindir ki, bizdeki “Amerikancımel’ûn şebekelerin Türkiye’ye getirmiş oldukları Western/Kovboy filmleriyle senelerce bizleri uyuttular! Siirt gibi ücra bir yerdeki ortaokul yıllarımda, Pazar günleri gittiğimiz sinemada, az mı “cowboy” alkışladık Arapça “Ce’l weled! Ce’l weled!”(çocuk/kahraman geldi! Kahraman geldi!) diye bağırarak?..

20 Mayıs 2021 Perşembe

Kurz! du bist kein Herr!

 



          Kurz! du bist kein Herr!

Ein israelischer Diener, der nicht würdig ist ein Herr genannt zu werden. Vor Jahren, bevor du mit deiner Unpersönlichkeit, Rassismus, Faschismus und zuletzt Sklave des Zionismus verschmutzt hast, lebte ich in Österreich. Die Stadt Wien nannte man damals “the most vivaible city in the World”. An diesen Tagen war ein ehrenvoller und würdiger Präsident  Österreichs Namens Dr. Heinz Fischer.  Herr Fischer war ein ehrenvoller Staatsmann nicht wie du ein ‘israilischer Fino’. Er war den Habsburgern die mit den Osmanen im Augenhöhe waren würdig. Einmal besuchte er die Akademie in der ich unterrichtete und  sagte: ’’Obwohl ich  ein Atheist bin respektiere ich alle Religionen.Ich bin verpflichtet alle  Menschen die in Österreich leben gleich zu behandeln egal welche Religion, politische Meinung sie haben, welche Fussball Manschaft sie auch halten, welches Geschlecht sie auch haben ändert nichts an diesem Prinzip, weil ich der Bundespräsident von Österreich bin. Österreich ist ein sicheres Land.Ich denke dass die Religionen  die Menscheit auch so sehen sollten. Fühlen sie sich wohl in Österreich!Solange ich der Bundespräsident bin werde ich so handeln. Auch wenn ich nicht der Bundespräsident wäre, sollten wir nicht so sein?’’

17 Mayıs 2021 Pazartesi

Ebedî Aydınlığa Giden Çocuk

 


EBEDÎ AYDINLIĞA GİDEN ÇOCUK

Cağfer Karadaş

أعوذ برب الفلق

ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ. بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ

Sabahın Aydınlığının Rabbine sığınırım!

“Ona, “Cennete gir” denildi. “Rabbimin beni bağışladığını ve ikrama nail olanlardan kıldığını keşke kavmim bilseydi!” dedi.”

(Yâsîn 26-27)

*

Çocuktum, henüz küçücüktüm; Gazze sokaklarında koşar oynardım, kimsenin tavuğuna kış demişliğim, horozuna taş atmışlığım yoktu.

Bir gece oldu ne olduysa. Karanlıktı her taraf, tepeme bir ateş düştü. Işıdı bir an her yer, sonra karanlığa gömüldü, binalar çöktü, herkesler öldü. Enkazın altında yumdum gözlerimi, kırarak dizlerimi, söyledim en son sözlerimi…

Açtığımda gözlerimi, aydınlıktı her yanım. Önce ateşin aydınlığı sandım. Gözlerimi kapattım, tekrar açtım. Gene aydınlıktı, hem de pırıl pırıl, sular akıyordu şırıl şırıl. Bir bahçenin tam ortasında, bir havuzun en serin kenarında, buldum kendimi Rahman’ın ebedî aydınlık ortamında.

Sizler küçük ışıkların insanları. Vahşetinizle kıskandırdınız vahşi hayvanları. Onlar sizin yanınızda o kadar masum ki; işleyemezler asla böyle bir cinayeti. Bu vahşetinizle celladınız olan Hitleri, yakalarısınız en kısa zamanda belki. Hatta onu da geçersiniz sanki. Ama akıbetiniz Nazilerin akıbeti illaki.

Benim ışığımı söndürdüğünüzü, sandınız küçük ateşinizle. Gözünüzde büyüttüğünüz bombalarınızla, mermilerinizle. Bizi üzeceğinizi sandınız dam başında oynak halinizle. Hadi dünyayı kandırdınız diyelim ikiyüzlülüğünüzle. Yarın hesap günü ne diyeceksiniz? Kanlı elleriniz, herkesi sokan dilleriniz, kin nefret dolu kalpleriniz… Cehennemin dibine gireceksiniz.

 Bir de susanlar, köşe bucak pusanlar, zorda kaçanlar, fırsat kollayanlar, ucuz kahramanlar… Hele o Nazi artıkları, çekmişler gönderlerine zalim bayrakları; unutturacaklarını zannediyorlar gaz odalarını, Holokost zindanlarını, dünya harbi katliamlarını…

Ama o çırpınanlar, sesleriyle, sözleriyle destek çıkanlar, gönülden duaya duranlar, uykusunu bölüp teheccüde kalkanlar, kunut dualarıyla Rahman’a el açanlar… Bunlar işte bir gün benim aydınlığıma katılacaklar.

Değil bu aydınlık, öyle bir yanan bir sönen, sabah doğup akşam batan, gece görünüp gündüz kaybolan… Bunu anlayamaz gözünü kapatmış, kulağını tıkamış olan; kalbi katılaşmış, vicdanı kararmış, içi zift kaplamış...

Şehit düşenin aydınlığıdır bu. Yüce Rabbimin muştusu, şehidin çoşkusu: “Keşke bilseydi kavmim diyordu, nasıl bağışlanıp ikrama kavuştuğumu”

Sizin olsun geçici ışıklarınız ey kâfirler! Anlık aydınlığa sevinen ebedî müflisler, bir durup bir yürüyenler, korkudan dizleri titreyenler, sefih akıllarının ardından gidenler, buz kesmiş vicdanlarını gizleyenler, kalplerini günah karası bürüyenler, mazluma diklenip zalimin önünde sürünenler, Aksa’nın duvarının dibinde görünenler, kanlı ellerini mabede sürenler, rahatları bozulmasın diye iki yüzlerini aynı anda sergileyenler!    

 Benim aydınlığım bana yeter! Rabbimin ikramıdır bu. Ne kaybolur ne söner, ne azalır ne biter, her yana erer, herkese yeter… Yeter ki kul istesin, iman etsin, hidayete ersin.

Buradayım kardeşlerim. Sizin de geleceğiniz yerde. Bekliyorum sizi, eninde sonunda gelmenizi, benim gibi gülmenizi, görmek istiyorum yüzünüzdeki sevincinizi.

Sakın ha üzülmeyin, hatta sevinin! İmanınız kalbinizde, ikrarınız dilinizde, azminiz olduğu sürece, sağlam iradenizle, kale gibi bedeninizle; siz adeta Bedir’in cengâverleri, Talût’un yılmaz erleri. Allah’a dayanın, kopmaz ipine sarılın, sağlam kulpuna tutunun, ya şehit ya gazi, nasip olsun yeter ki, imanla vermek son nefesi.

Gelin, rahmete gelin, cennete girin, rızaya erin!

Eninde sonunda olacak olan budur, sakın ha üzülmeyin!

*

Bakın hele! Ne güzel demiş diyen, müminin iki haline de sevinen:

“Sevinin Mehmedim başlar yüksekte

Ölsek de sevinin eve dönsek de

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte

Yarın elbet bizim elbet bizimdir

Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.” (Necip Fazıl)

3 Şevval 1442 / 15 Mayıs 2021


14 Mayıs 2021 Cuma

Bir Taşla İki Kuş

 

Ebû Ömer b. Dâvud

Bir konuyu anlatmak ve yazı yazmak için bir plan yaparım. Bu planı gerçekleştirebildiğim tartışılabilir, ancak elbette bir tezim ve hedefim olur. Özellikle bir çerçeve belirlemek gerekiyor. Çünkü kafanızda cevaplarını bulmayı arzu ettiğiniz istifhamlar var. Kuşkusuz yazılı bir metinde bunu gerçekleştirme ihtimali daha yüksek. Zira bir yazıyı defalarca okumak ve tashih etmek mümkün. Oysa konuşmada buna pek imkân yok. Zaman zaman kendimi ifade etmek için yazı yazdığım için daha çok yazı üzerinde duracağım.

Yazarlar

Beyan Yayınları

DEL PIERRO

DEL PIERRO
PIERRE MARTIN