27 Nisan 2020 Pazartesi

Dini Korumak İnsanı Korumak

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Her dinin ve inancın vaz geçilmez temel ilkeleri, hassasiyetleri ve ayırt edici özellikleri vardır ve bunlar hem o dinin varoluş hem de varlığını sürdürme nedenleridir. Bunlardan vaz geçmek veya göz ardı etmek dinin hayat sahnesinden çekilmesine rıza göstermek ve göz yummaktır. Bunu bilen dinin müntesipleri bu temel ilkeleri, hassasiyetleri ve ayırt edici özellikleri hatırlatmayı ve savunmayı vazgeçilmez görev bilirler. Bu, tamamen dinin özgünlüğünü ve kurumsallığını koruma amaçlıdır. Bin dört yüz yıldır tarih ve hayat sahnesinde sağlam bir yeri bulunan, yegâne hak din olma vasfını taşıyan ve milyonlarca insanın tutunarak huzur bulduğu İslam dininin başka türlü olması beklenemez. 

26 Nisan 2020 Pazar

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: “Tiiii!”sesinin gücü


Yıl 1963, 27 Aralık.
Ankara’da üniversite öğrencisiyim. O zamanlar Ankara’nın merkezi Ulus semtiydi. Aradığınızı orada bulurdunuz. Samanpazarı’nda ucuz ayakkabılar, Denizciler’deki Sahaf’ta eski kitaplar, caddenin iki tarafında, “orta halliler” için elbiseler, vs. vs.
Benim de ayakkabım eskidiği için Ulus’a gideyim de kendime ucuz bir ayakkabı alayım diye otobüse bindim. Fakat otobüs Gençlik Parkının oradan daha ileriye gidemedi. Belliki bir program var ve caddeden insan seli akıyor. 

17 Nisan 2020 Cuma

Kıyametçilik Neyimize

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ


وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ ف۪يهِمْۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
“Sen içlerinde olduğun ve pişman olup tövbe ettikleri halde Allah onları kökten yok etmeyecek.” (Enfal 8/33)
"Ne zaman kopacak?" diye sana kıyametin saatini sorarlar. De ki: "Onun hakkındaki bilgi sadece Rabbimin katındadır. Vakti geldiğinde onu gerçekleştirecek olan da ancak O’dur.(A’raf 7/187)
Hz. Cebrail sordu: Kıyamet ne zaman kopacak?
Hz. Nebi cevap verdi: Ne sen bilirsin onu ne de ben! (Müslim “İman” 1)

14 Nisan 2020 Salı

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Kerepekupai Şelalesi Önünde

Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA
Herkes canhıraş bir şekilde koşuşuyordu. Nasılsa, kendimi de aralarında buldum. Her biri ayrı bir dilde konuşuyordu ki, cehaletimden olacak, çoğunu anlamıyordum. Ama herkes ağlıyor ve ağlama sesleri aynıydı. Yaşlıların “yaşlı sesleri/inlemeleri; kadınların feryad u figanları; erkeklerin, dövünerek ağlamaları; anne-babalarını kaybetmiş çocukların çığlıkları birbirine karışmış ağlıyor, koşuyorlardı. Arada bir düşen olduğunda da bakan olmuyor, çiğneyip koşmaya devam ediyorlardı.  Herkes kendi derdine düşmüştü. Neden kaçıyor, nereye koşuyorlardı? Sanki her birinin arkasına en güçlü ve vahşi bir aslan düşmüş bir an önce yemek için kovalıyordu. Başlarına kaçınılmaz bir felaket gelmiş olacak ki, herkes kendi derdine düşmüştü. Nasıl olduysa, birden, şu ayetleri hatırladım:

3 Nisan 2020 Cuma

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Koronanın Düşündürdükleri

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
Sadece Müslümanları değil, bütün dünya insanlarını tehdit eden bir “belâ.” dolaşıyor yerküremizde! Kadın-erkek; büyük-küçük; zengin-fakir; âmir-memur; asker-sivil; beyaz-siyah; sarı-esmer; hoca-talebe; futbolcu-antrenör; Asyalı-Avrupalı; Avustralyalı-Afrikalı tanımıyor; hepimize meydan okuyor; hepimizi evlerimizde oturmaya mahkûm ediyor! 
Nedir bu belâ?
Gerek ülkemizde, gerekse dünya genelinde önüne gelen ahkâm kesiyor bu konuda. Mikrobiyologlardan, gazete köşe yazarlarına; kahve sakinlerinden, TV yapımcı ve izleyicilerine; münevverlerden cahillere; dindarlardan dinsizlere (din düşmanlarına dememek için); köşe yazarlarından din hocalarına; artistlerden sanatkârlara, velhasıl bilsin, bilmesin, herkes kendi yorumunu yapıyor “kendi görevini yapmakta olan “korona.” hakkında! 

2 Nisan 2020 Perşembe

Corona’nın Düşündürdükleri

Dr. Öğr. Üyesi İbrahim BARCA
Bugünlerde herkes herkesten zorunlu olarak kaçıyor, hâlbuki önceleri herkes herkes için yaşıyordu ve herkes kimseler olmadan bir hiç hissediyordu kendisini. Adeta bir anda herkesin kesliğini aldı götürdü Corona. Bir bela ve ceza mıdır yoksa bir nimet midir diye felsefi ve teolojik şerhler yapıladursun Corona denilen o küçük varlık, tüm dünyayı bugünlerde çok büyük kaygı ve korku denizine ğark etti. Bundan önce sadece belli bir kesime uğrayan, imanlı ve imansız sadece fakirleri ve mazlumları kuşatan korku ve kaygı histerisi Corona ile artık imanlı ve imansız zenginlere ve zalimlere de musallat oldu. Corona karşısında bundan gayrı herkes eşittir. Corona öyle görünüyor ki bir başlangıçtır ve bir dönemin sonunun habercisidir. Birçok yalan ve sahte putları yıkacaksa da insan için yeni yalan ve efsaneleri de beraberinde getirebilir. Umulur ki insan akletsin de kendi elleri ile imal ettiği fani ve bencil karakterinin beslediği modern ve postmodern putlara da inanmayı terk etsin.

1 Nisan 2020 Çarşamba

Ciğersizleşmiştik Ciğerimizden Vurulduk

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Çalıştık dünya için. Allah da verdi. Kural neydi “Allah çalışana verir.” Kim ne için çalışıyorsa çalıştığını elde eder. Ama her elde ettiğine, bir bedel öder. Karşılıksız hiçbir şey yok bu dünyada. Karşılık, ya burada ya orada, ya ödül ya ceza… Çünkü çalışma, niyete göre değer kazanır. Niyet iyiyse hayır, niyet kötüyse şer. Bir topluluk imtihan olur da, zalimiyle mazlumuyla, suçlusuyla masumuyla… Eee, bela gelince ayırt etmez. Zalimi de alır mazlumu da, zengine gelir fakire de, sahtekarı da vurur dürüstü de… Ama son değerlendirme niyetlere göre olur. Zalimle mazlum, asiyle masum orada ayrılır; kitap ortaya konur, hesap görülür, herkes niyetine göre karşılığını alır: ya ceza ya mükâfat.

Yazarlar