14 Şubat 2026 Cumartesi

Hz. Peygamber'in (as) Bürokratik Vizyonu- I "İlk Dönüşümler"

 


Hz. Peygamber’in (as) Bürokratik Vizyonu- I

İlk Dönüşümler

Prof. Dr. Cahit Külekçi

Hz. Peygamber’in (as) kişiliği yalnızca dinî liderlik çerçevesinde değil, aynı zamanda norm koyucu ve kurumsal düzen inşa edici bürokratik bir aktör olarak değerlendirilmelidir. Nitekim peygamberlerin liderlikleri salt karizmatik otoriteye dayanmaz.

Peygamberler vahye bağlı olarak yazılı belgeler, yetki devri, görev tanımları ve hukukî çerçeveyle desteklenen rasyonel bir yönetim sistemi de üretmiştir. Bu bağlamda Hz. Peygamber de (as) klasik anlamda bir toplum lideri olmanın ötesinde kurumsallaşma sürecini bilinçli biçimde yöneten, bu sürece şekil veren mutlak otorite sahibi bir idarecidir.

Hz. Peygamber’in (as) özellikle hicret sonrasında oluşturduğu idarî düzen çok unsurlu bir toplum yapısını yönetmeye atfen teferruatlı ama sistematik bir bürokratik organizasyon içerir. Bu diplomatik yapının en dikkat çekici aşamalarından birisi olan Medine Sözleşmesi de Müslümanların siyasî, sosyo-kültürel ve ekonomik unsurlar barındıran anayasal çerçevesi niteliğindedir. Sözleşme Müslümanlar, Yahudiler ve diğer halk toplulukları arasında hak ve sorumlulukları belirleyerek kolektif güvenlik, hukukî eşitlik ve siyasal bağlılık ilkelerini düzenlemiştir.

Şurası bir gerçektir ki söz konusu metin normatif düzenin yazılı hale getirilmesi bakımından bürokratik gelişim ve dönüşümün mutlak bir göstergesidir. Zira yazılı bir kültüre sahip olmayan Mekkelilerin hicretten sonra sözleşmelerini/anlaşmalarını belge (kitâb) haline getirmeleri bu dönüşümün en açık örneğidir.

Hicretten sonraki süreçte Hz. Peygamber’in (as) idarî yaklaşımında dikkat çeken bir diğer husus da görev dağılımı ve yetki sınırlarının belirlenmesidir.

Vahy kâtipleri, zekât âmilleri, kadılar ve valiler gibi farklı görev alanlarının tanımlanması, fonksiyonel ayrışmanın erken bir örneğini teşkil eder. Özellikle mali idare alanında zekâtın toplanması, kayda geçirilmesi ve dağıtılması süreci yukarıda da temas ettiğimiz üzere sistematik bir mali bürokrasinin varlığına işaret eder. Hiç kuşkusuz bu durum, kamu gelirlerinin merkezî otorite tarafından denetlenmesi anlamına gelir ki bu da devletleşme sürecinin temel kriterlerinden biridir.

Öte yandan Hz. Peygamber’in (as) karar alma süreçlerinde şûra mekanizmasını vazgeçilmez bir prensip olarak işletmesi, keyfî yönetim anlayışının önüne geçen güçlü bir kurumsal ilke olarak ortaya çıkar. İstişâre ilkesi kısa zaman zarfında yönetsel meşruiyeti güçlendirmiş ve idareyi kişisel takdir alanından çıkararak ortak akıl zeminine taşımıştır. Dolayısıyla Hz. Peygamber’in (as) bürokrat kişiliği, vahyn yanılmaz çerçevesini toplumsal gerçekliklerle uyumlu kurumsal yapılara dönüştürme kapasitesiyle belirginleşmiştir.


0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar