22 Şubat 2026 Pazar

Hz. Peygamber’in (as) Bürokratik Vizyonu- II “Merkezden Taşraya Yönetim Ağı”


Hz. Peygamber’in (as) Bürokratik Vizyonu- II

“Merkezden Taşraya Yönetim Ağı”

Prof. Dr. Cahit Külekçi

Hz. Peygamber’in (as) bürokrat kişiliğinin bir diğer boyutu da Medine’de merkezî otoriteyi tesis ederken yerel yönetim mekanizmalarını etkin biçimde kurgulamasıdır.

Medine merkezli idare, çevre kabile ve bölgelere gönderilen valiler ve temsilciler aracılığıyla kısa zamanda genişlemiş, böylece eskiden olduğu gibi Medine’de çok katmanlı bir yönetim ağı oluşturulmaya çalışılmıştır. Hz. Peygamber’in (as) ve sonrasında sahabenin bu uygulamaları modern siyasî anlamda delegasyon ve idari desantralizasyon kavramlarıyla açıklanabilir.

İdari desantralizasyon (yerinden yönetim), siyasî etkinin ve buna bağlı olarak gelişen sorumluluğun bir kısmının merkezden alınarak yerel yönetimlere veya özerk kurumlara dağıtılması sistemidir. Sistemin özünde ise merkezden atanan bürokratlar bulunmaktadır ki Hz. Peygamber’in (as) bu konudaki seçimleri/atamaları sonraki dönem Müslüman toplumlar için son derece değerli veri sunmuştur. Nitekim yerel yönetimler zaman zaman gerektiği ölçüde Medine’den bağımsız karar alma yetkisine sahipti ancak bu özerk yapı da tam bir bağımsızlık anlamına gelmemekteydi. Bizzat Hz. Peygamber (as) tarafından seçilmiş ve atanmış olsalar da yöneticiler merkezi yönetimin denetimi altındadır.

Hz. Peygamber (as) döneminde vali ve âmillerin atanması sürecinde liyakat, güvenilirlik ve toplumsal kabul kriterleri gözetilmiştir. Hemen yukarıda da temas ettiğimiz üzere Hz. Peygamber’in (as) yönetime dair yaklaşımları da Müslüman idareciler için mutlak birer politik prensip olmuştur. Diğer bir ifadeyle Hz. Peygamber (as) yaşamın her alanında olduğu gibi siyasî sahada da insanlara örneklik teşkil etmiş, Kur’ân’ın teorik çerçevesini pratiğe dökerek uygulama alanı oluşturmuştur.

Öte yandan atanan görevlilere yazılı talimatlar verilmesi, görev tanımının netleştirilmesi açısından önemlidir. Örneğin Yemen’e gönderilen Muâz b. Cebel’e verilen talimatlarda, hüküm verme usulü ve referans kaynakları açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla asr-ı saâdetten günümüze hukukî kararların kişisel kanaatle değil, vahy çerçevesiyle uyumlu biçimde verilmesini hedefleyen bürokratik bir disiplin anlayışı yansımıştır.

Modern dönemlerin en hassas noktalarından olan hesap verebilirlik ilkesi de Hz. Peygamber’in (as) yönetim pratiğinde somutlaşmıştır. Nitkeim zekât âmillerinin topladıkları malları ayrıntılı biçimde raporlamaları istenmiş, kamu malına ilişkin hassasiyet özellikle vurgulanmıştır.

Bir kamu görevlisinin hediye kabul etmesi durumunda bunun kamu malı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden tutumu, çıkar çatışması ve etik ihlallere karşı net bir duruş sergiler. Bu yaklaşım, kamu yönetiminde etik standartların İslam siyasî tarihinin erken dönem örneği olarak değerlendirilebilir.

Merkez-taşra ilişkilerinde otoriteyi sürdürürken aşırı müdahaleci olmaması da dikkat çekicidir. Yerel yöneticilere belirli ölçüde takdir yetkisi tanınmış; ancak bu yetki, ilkesel sınırlar içinde kalmıştır. Böylece hem merkezî denetim hem de yerel inisiyatif dengelenmiştir. Bu denge, sürdürülebilir yönetim modelinin temel unsurlarındandır.


 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar