14 Nisan 2020 Salı

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Kerepekupai Şelalesi Önünde

Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA
Herkes canhıraş bir şekilde koşuşuyordu. Nasılsa, kendimi de aralarında buldum. Her biri ayrı bir dilde konuşuyordu ki, cehaletimden olacak, çoğunu anlamıyordum. Ama herkes ağlıyor ve ağlama sesleri aynıydı. Yaşlıların “yaşlı sesleri/inlemeleri; kadınların feryad u figanları; erkeklerin, dövünerek ağlamaları; anne-babalarını kaybetmiş çocukların çığlıkları birbirine karışmış ağlıyor, koşuyorlardı. Arada bir düşen olduğunda da bakan olmuyor, çiğneyip koşmaya devam ediyorlardı.  Herkes kendi derdine düşmüştü. Neden kaçıyor, nereye koşuyorlardı? Sanki her birinin arkasına en güçlü ve vahşi bir aslan düşmüş bir an önce yemek için kovalıyordu. Başlarına kaçınılmaz bir felaket gelmiş olacak ki, herkes kendi derdine düşmüştü. Nasıl olduysa, birden, şu ayetleri hatırladım:

3 Nisan 2020 Cuma

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Yazdı: Koronanın Düşündürdükleri

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
Sadece Müslümanları değil, bütün dünya insanlarını tehdit eden bir “belâ.” dolaşıyor yerküremizde! Kadın-erkek; büyük-küçük; zengin-fakir; âmir-memur; asker-sivil; beyaz-siyah; sarı-esmer; hoca-talebe; futbolcu-antrenör; Asyalı-Avrupalı; Avustralyalı-Afrikalı tanımıyor; hepimize meydan okuyor; hepimizi evlerimizde oturmaya mahkûm ediyor! 
Nedir bu belâ?
Gerek ülkemizde, gerekse dünya genelinde önüne gelen ahkâm kesiyor bu konuda. Mikrobiyologlardan, gazete köşe yazarlarına; kahve sakinlerinden, TV yapımcı ve izleyicilerine; münevverlerden cahillere; dindarlardan dinsizlere (din düşmanlarına dememek için); köşe yazarlarından din hocalarına; artistlerden sanatkârlara, velhasıl bilsin, bilmesin, herkes kendi yorumunu yapıyor “kendi görevini yapmakta olan “korona.” hakkında! 

2 Nisan 2020 Perşembe

Corona’nın Düşündürdükleri

Dr. Öğr. Üyesi İbrahim BARCA
Bugünlerde herkes herkesten zorunlu olarak kaçıyor, hâlbuki önceleri herkes herkes için yaşıyordu ve herkes kimseler olmadan bir hiç hissediyordu kendisini. Adeta bir anda herkesin kesliğini aldı götürdü Corona. Bir bela ve ceza mıdır yoksa bir nimet midir diye felsefi ve teolojik şerhler yapıladursun Corona denilen o küçük varlık, tüm dünyayı bugünlerde çok büyük kaygı ve korku denizine ğark etti. Bundan önce sadece belli bir kesime uğrayan, imanlı ve imansız sadece fakirleri ve mazlumları kuşatan korku ve kaygı histerisi Corona ile artık imanlı ve imansız zenginlere ve zalimlere de musallat oldu. Corona karşısında bundan gayrı herkes eşittir. Corona öyle görünüyor ki bir başlangıçtır ve bir dönemin sonunun habercisidir. Birçok yalan ve sahte putları yıkacaksa da insan için yeni yalan ve efsaneleri de beraberinde getirebilir. Umulur ki insan akletsin de kendi elleri ile imal ettiği fani ve bencil karakterinin beslediği modern ve postmodern putlara da inanmayı terk etsin.

1 Nisan 2020 Çarşamba

Ciğersizleşmiştik Ciğerimizden Vurulduk

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Çalıştık dünya için. Allah da verdi. Kural neydi “Allah çalışana verir.” Kim ne için çalışıyorsa çalıştığını elde eder. Ama her elde ettiğine, bir bedel öder. Karşılıksız hiçbir şey yok bu dünyada. Karşılık, ya burada ya orada, ya ödül ya ceza… Çünkü çalışma, niyete göre değer kazanır. Niyet iyiyse hayır, niyet kötüyse şer. Bir topluluk imtihan olur da, zalimiyle mazlumuyla, suçlusuyla masumuyla… Eee, bela gelince ayırt etmez. Zalimi de alır mazlumu da, zengine gelir fakire de, sahtekarı da vurur dürüstü de… Ama son değerlendirme niyetlere göre olur. Zalimle mazlum, asiyle masum orada ayrılır; kitap ortaya konur, hesap görülür, herkes niyetine göre karşılığını alır: ya ceza ya mükâfat.

23 Mart 2020 Pazartesi

Nevruz Nedir? Ne Değildir?


İbrahim Halil Er
Bugün 21 Mart, aslında sıradan bir gün bu günü özel kılan aslında 
Ne bazı Türklerin ve Devletin anlattığı gibi ERGENEKON'dan çıkış günüdür
Ne bazı Kürtlerin inandığı Demirci Kawa'nın Dehhak'a karşı başlattığı özgürlük günüdür.
Ne de Şia'nın ve Alevilerin inandığı gibi Gadiri Hum günüdür veya onların inancına göre Mehdinin geleceği gündür.

22 Mart 2020 Pazar

Yasak Karşısında İnsanların Halleri

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Kur’an kıssaları bize çarpıcı tarihi tecrübeler sunmakta. Onlardan bir tanesi de bir deniz kıyısında yaşayan ve geçimlerini balıkçılıkla sağlayan bir Yahudi topluluğu hakkında. Sebebin ve olayın özel olması tecrübenin genel olmasına engel değil. Yüce Allah bu tecrübeyi Kur’an’ın tüm muhataplarına bildirdiğine göre bizim de almamız gereken bir hisse bulunsa gerek. 

16 Mart 2020 Pazartesi

Edep Yâ Hû!

Prof. Dr. Şaban Öz
İlmin tabana yayılması projesine şiddetle karşı çıkan biriyim. Daha Kur’ân’ı yüzünden okumasını dahi bilmeyenlere tarihsellik-evrensellik konuları; daha ravi nedir, metin nedir bilmeyenlere uydurma hadis-sahih hadis konuları; daha hadisle ayet arasındaki farkı bilmeyenlere fıkhî ihtilaflardan bahsetmekten şimdiye kadar kimse bir şey kazanmadı; bundan sonra da kazanmayacak! 
O yüzden inat ve ısrarla üç konu haricinde dinî tartışmalardan milleti uzak tutmanın gerektiğini savunuyorum: Tevhid, ibadet ve ahlak. Gerisi “sana ne?”! Efendim bu din ilahiyatçıların mıymış, efendim kullanmak istiyorlar, efendim ortaçağ kilise kafası! Bu cesur ve atarlı ve dinî bilgi zeminlerinin takvim yaprağı arkası olan “ergen”lere herhangi bir konuyu anlatmak, izah etmek ise…  

6 Mart 2020 Cuma

Osmanlı’nın Ermenileri – II -Kimlik Sorunu-

Doç. Dr. Cahit KÜLEKÇİ
Ermeni sorunu belirli zamanlarda, belirli gruplar tarafından gündeme getirilen ve tamamen siyasî tabanlı bir meselenin özetidir. Aksi halde ne Osmanlı’nın ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin bu bağlamda çözemediği ya da tanımlayamadığı siyasî bir sorunu bulunmamaktadır. Kaldı ki Ermeni sorunu tarihçilerin, tarihî usullere uygun bir şekilde ama mutlaka kaynaklar çerçevesinde ele alınması gereken bir bütündür.
Türkçe olarak neşredilen, Ermenilerin erken dönem tarihlerine ilişkin araştırma sayısı çok değildir. Bunun temel sebebi olarak genelde konuyla ilgili erken dönem kaynaklarında verilen bilgilerin yetersizliği gösterilir. Bu durum hem Roma, Yunan, Ermeni hem de İslam tarihi kaynakları için söz konusudur. Fazla sayıda olmasa da mezkûr kaynaklara dayanılarak yapılan kimi araştırmaların birbirleri ile çelişik, muhtelif bilgiler içeren sonuçlara varması ayrıca dikkat çekmektedir ki bu da kaynakların sunduğu yetersiz verilerden dolayıdır.

5 Mart 2020 Perşembe

Osmanlı’nın Ermenileri - I

Doç. Dr. Cahit KÜLEKÇİ
Osmanlı Devleti çok sayıda etnik kimliğin bir arada yaşadığı coğrafyada kurulmuş, gelişimini de bu coğrafyada sürdürmüştür. Yönetim sisteminde Müslim ve gayr-ı müslim şeklinde ayrıma giden devletin, çağdaşlarından farklı biçimde vatandaşlarını tebea düzleminde değerlendirmesi ve haklar bakımından farklı tasniflere tâbi tutmaması, Osmanlı’nın uzun süren ve devletleri yıkıma götüren iç karışıklara meydan verilmeden varlığını devam ettirmesini sağlayan unsurlardan olmuştur. Politik açıdan vatandaş, bir başka ifadeyle tebea olmanın yeterli görüldüğü dönemlerde Osmanlı’nın toplumsal düzeni ve bu bağlamda sağlanan sosyal ahenk, bugün bile ilgiyle tetkik edilmektedir. 

2 Mart 2020 Pazartesi

Bizim Evin Tarihinden Üç Yaprak ÖĞRETMEN NASIL OLMALI ÖĞRENCİ NASIL Matüridî - Razî - Safedî

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
Eğitim eskiden beri güzellikleri, yararları ve katkılarının yanında zorluğu, bıktırıcılığı ve çekilmezliği de dillendirilen bir alan. Öğreten de öğrenen de insan olunca, insanî her durum eğitime yansıyor. Öğretmekten, öğrenmekten ve okumaktan zevk alanlar kadar; uzaklaşanlar, bıkanlar, bıktıranlar… Bir yanda cazibe diğer yanda ucube. Toplayanlar ve dağıtanlar, birleştirenler ve ayıranlar, çekenler ve itenler, sevdirenler ve nefret ettirenler… Birinde ülfet, ötekinde külfet. Birinde kifayet, ötekinde zafiyet. Birinde ziyafet, ötekinde eziyet. Birinde hoşnutluk, ötekinde boşluk. Birinde bal ile yağ, ötekinde zehirli bağ… Çoğaltmak mümkün. İnsan varsa işin içinde, iyiliği de bitmez, kötülüğü de; fazileti de, rezaleti de…  Niye böyle? Eh, insanın olduğu yerde, her şey olur da ondan. Kimi zaman öğretmen, kimi zaman öğrenci. Kim bilir,  belki de zaman ve mekan? Bıktıran bir öğretmen, bezdiren bir öğrenci, yersiz bir davranış, zamansız bir çıkış…

Yazarlar