16 Haziran 2020 Salı

Emevi İslamı

Prof. Dr. Adnan Demircan
Emeviler dönemi en az bilinen ve fakat hakkında en çok söz söylenen dönemlerden biri…
Bu dönem 661-750 yılları arasında yaklaşık doksan yıl sürmüş, iç savaşlarla fetihlerle, kültür ve medeniyetlerin karşılaşmasıyla beslenen tartışmaların yoğun olduğu bir dönem…

12 Haziran 2020 Cuma

Yazıyorum, O Halde Sorun Üretiyorum


Ebû Ömer b. Dâvud
Hocam, Prof. Dr. Adnan Demircan www.islamtarihi.info sitesinde yazmamı önerdiğinde hocanın önerisinin emir anlamına geldiğinden hareketle mütereddit de olsam kabul ettim. Ancak Hoca’ya,
-Hocam, benim yazı yazma deneyimim yok. Konu bulmakta sıkıntı çekerim bir süre sonra. Ayrıca insanlar yazdıklarımı beğenmezlerse gelecek eleştiriler, benim için olumsuz sonuçlar doğurabilir, dedim.
Hoca da,
-Kendi dünyanın kavramlarını ya da kavramlarının dünyasını yazsan güzel olur. Eleştirmek bir hak olduğu gibi eleştirilmek de bir gerçek. Bundan korkarsan hayatın boyunca bu çekingen ve ikircikli tavrın etkisi altında kalırsın. Benim bir Hocam vardı, hayatı boyunca okudu, ama ne konuştu ne de yazdı. Okuduklarını ve öğrendiklerini paylaşmazsan öğrenmenin değeri azalır ve bir ayağı eksik kalır, demişti.
Bundan cesaret alarak bazı kavramları sözlük bilgisiyle ve ansiklopedik sunumla değil, biraz bakılmayan yönleriyle, bazen eleştiri yaparak, mizahi bir dil de kullanarak yazmaya çalıştım.

9 Haziran 2020 Salı

Derinleşen Bir Problem: Hocasızlık

Prof. Dr. Şaban ÖZ
İlahiyat alanındaki koordinasyon toplantılarının iki temel amacı vardı; genç kuşakla hocalarını bir araya getirmek ve bütün ülkedeki aynı ana bilim dalları arasındaki sorunlar-çözüm önerileri çerçevesinde uyumu sağlamaktı. Ancak her konuda olduğu gibi bu da maalesef gezi-gözlem ve dahi turizm seyahatlerine çevrildi. Önce eşlerimizi de getirelim taleplerine zamanla havuz, deniz seçenekleri eklendi. Denizin, havuzun ve eşli toplantıların tabi ki bir mahzuru yoktu ama öncelikli amaçlardan sonra gündeme gelseydi. Her fakülteden sadece “iki hoca”ya ayrılan kontenjanlar maalesef “büyük hocaların” eşlerine ayrılmıştı işte… Artık gündem de değişmişti. Gençler gelmiyor, gelseler de hocalarıyla görüşemiyorlardı. Dahası içerik de gitmişti. İster birilerinin bireysel kaprisleri deyin isterse bir türlü kapımızı çalmayan içerik kaliteleri… Organizasyon ise ayrı bir belaydı. Seneye nerede yapalım sorusu gündeme gelir gelmez, dekanlarımıza “haklı olarak” acil telefonlar geliyor, dışarı çıkmak zorunda kalıyorlardı. Oysa her şey bu kadar zor olmak zorunda değildi. Kış aylarında tutulacak bir otel, ücreti katılımcılardan olmak üzere… Sadece ilmi içerik isteyen fakülteye. Sonuçta birçok ana bilim dalı koordinasyon toplantısı düzenlemeyi bıraktı. İmdi her ana bilim dalı bulunduğu fakültede kendi kafasına göre takılmakta. Daha kötüsü var: Hangi fakültede hangi hoca hiçbirimiz bilmiyoruz. Bazen gelen dosyalar bazen hasbelkadar ismine tevafuk. Ne çalıştıklarını biliyoruz ne ürettiklerini dahası ne de dertlerini biliyoruz!

8 Haziran 2020 Pazartesi

Sosyal Grupları Bağlayan Harç


Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Merhum İbn Haldun (ö. 808/1406), sosyal grupların teşekkülünü oluşturan ana etkenin asabiyye olduğunu söylüyor. Bu kavramı dayanışma ruhu, ortak ideal ve ülküyü oluşturan etken olarak ifade edebiliyoruz.
İnsanları bir araya getiren, birlikte hareket etmelerini ve birbirlerini sahiplenmelerini sağlayan, çok farklı etkenler olabilir kuşkusuz. Bunlar döneme ve bölgeye göre değişebilir. Bazı dönemlerde önce çıkan asabiyye unsur başka bir dönemde önemsiz olabilir.

7 Haziran 2020 Pazar

Dertli Olmak Deli Görülmek

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ
“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir 
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat”
Dertli olmakla deli olmak arasında ince bir çizgi var. O yüzden dertliyle deliyi ayırt etmek bir hayli zor. Ama dertliye deli muamelesi çekmek de bir o kadar kolay. Hele bir de bakan, görmekten mahrumsa, dert sahibi değilse, dertliyle dertleşmemişse, uykusunu bölüp kalkmamışsa, dertlinin yanında durmamışsa, dertliyle hemhal olmamışsa… 
Böylelerinden o inceliği ve ince ayrımı beklemek beyhude can sıkmak. 
Bunlar, dertliyi alırlar, delinin yanına koyarlar, üstünde bir de kara çalarlar, düğüm atıp boğum yaparlar, hem alırlar hem satarlar, anında piyasa yaparlar, bozuk para gibi harcarlar, boşa atarlar, boşluğa kaçarlar… 

6 Haziran 2020 Cumartesi

Ama Ben Böyle Bilmiyordum

Prof. Dr. Adnan Demircan
Hem kendi çocuklarımdan hem de çevremde gelişimlerini izlediğim onlarca çocuktan biliyorum: İnsan etrafına bakmaya başladığı andan itibaren dünyayı anlamaya ve anlamlandırmaya başlıyor. Bunu bilgiden daha çok zanla yapıyor. Daha doğrusu bilgisi bazı şeyleri anlamaya yetmese de yargıda bulunuyor. Doğal olarak insanların anlayışları ve görüşleri de zaman içinde değişiyor. İnsanların çoğu bunu inkâr etse de gerçek bu…

4 Haziran 2020 Perşembe

Peygamberlik ve Mesihlik İddiaları ya da Uçurumun Kenarında Dolaşmak

Prof. Dr. Adnan Demircan
Tarih boyunca sıra dışı iddialar iler sürenler, bu iddiaları için insanları ikna etmeye çalışanlar olmuştur. Dünyevi işlerde bu insanlarla karşılaştığımız gibi dini alanda da sık sık bu iddiaların muhatabı oluruz. Nitekim tarih boyunca mehdilerin, mesihlerin sonu gelmemiştir. Sanırım kıyamete kadar de sonları gelmeyecek. Dünyevi işlerde insanları kandıranlar ya hastadır ya da çoğu zaman hak etmediği çıkarı elde etmeye çalışan sahtekârlardır. Dini işlerde öyledir. Bu alanla kafayı bozan insanlar olduğu gibi bundan nemalanmaya çalışan birçok sahtekârın olduğu da bir gerçektir. Elbette tarihi derinliği olan bu alanın literatüre yansıyan boyutlarının olması kaçınılmazdır.

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Muaviye Ama Hangisi

Prof. Dr. Adnan Demircan
Tarihte yaşamış liderlerin sevenlerinin ve nefret edenlerinin olması kaçınılmaz bir gerçek… Bu durum âlimler ve tarikat ya da cemaat liderleri için de söz konusu…
Muaviye de yaşadığı dönemin önemli siyasi şahsiyetlerinden biri… Gerek Hz. Ali’ye biat etmeyi reddederek onunla Sıffin’de savaşması, gerekse yirmi yıl devam eden iktidarı dönemindeki bazı icraatları sebebiyle vefatından sonra övenleri olduğu gibi eleştirenleri de olan bir lider…

Ateist ve Deistlere Güvenmemenin 100 Nedeni

Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ 
Ateist ve deist çevrelerden biri ya da birileri oturmuş Kur’an’ın tercümelerinden yola çıkarak “Kur’an’a inanmamanın yüz nedeni” veya “Kur’an’a neden mi inanmıyoruz” adı altında yüz veya doksan dokuz maddelik bir çalışma (!) yapmışlar ve bunu sanal ortamda paylaşmışlar. Kendilerince Kur’an’ı bir güzel payladıklarını düşünmüşler. Ancak kendilerine ve saptadıklarına çok da güvenmedikleri için altına veya üstüne bir isim yazamamışlar. Nasıl yazsınlar ki, ortaya koydukları hususların neredeyse tamamı bilgisizlik ürünü veya çarpıtma! En azından bir çalışmada anlamak ve gerçeği aramak gibi bir amacın bulunması gerek ama bu yaptıklarında ondan zerre kadar iz görünmüyor. Çamur at izi kalsın yaklaşımının çarpıcı bir örneği. Peki, niye bunu dikkate aldık? Maalesef bu tür uyduruk metinler, her ne kadar Kur’an’ı gereği gibi bilenlere veya cami sohbeti düzeyinde din bilgisi olanlara zerre kadar zararı olmasa da, başta hayatın en çalkantılı evresini yaşayan gençler olmak üzere yeterli bilgisi olmayan birçok kişinin zihnini bulandırabilir. Şeytanın insana vesvesesi de böyle değil mi? Üstelik cevap verilmemesi bu tür vesvese verenleri daha bir cesaretlendirir, saf ve temiz insanları yanlış düşünmeye götürebilir. İşte bu düşüncelerle biz de hem onların çarpıtmalarına cevap vermek hem de yüzlerine ayna tutmak için yüz maddelik bir metin hazırladık. Belki bu aynaya bakarlar, yüzlerindeki o ilk günkü masumiyetin ve berraklığın nasıl değiştiğini ve yok olduğunu görürler de o sayede gerçeği yakalarlar. Böylece hem kendilerini hem de başkalarını aldatmaktan kurtulmaya bir yol bulurlar. Buyurun işte size ateistlere ve deistlere güvenmemenin 100 nedeni: 

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Araştırmanın ve Bilimin Gayrimeşru Olduğu Yargılar Dünyası

Prof. Dr. Adnan Demircan
İhtisas alanımın içinde ihtilaflı ve Müslümanların canını acıtan, aslında içlerine pek sinmeyen ama bir şekilde tevil ederek kendi kendilerini ikna etmeye çalıştıkları önemli bir dönem de giriyor. Hz. Osman ve Hz. Ali dönemleri… Bu konudaki araştırmalarım ve okumalarım otuz yılı aşkın bir süredir devam ediyor. Hala süren çalışmalarıma başladığım zamanki görüşlerim ile şimdikiler arasında uçurum var.

Yazarlar