Ebû Ömer b. Dâvud
İslam ilim geleneğinde geçmişe ilgili anlatılanların sıhhati konusu ciddi bir mesai ve bu alanda birçok eser telif edilmesine sebep olmuştur.
Ebû Ömer b. Dâvud
İslam ilim geleneğinde geçmişe ilgili anlatılanların sıhhati konusu ciddi bir mesai ve bu alanda birçok eser telif edilmesine sebep olmuştur.
Ebû Ömer b. Dâvud
İnsanlar hakkındaki yargılarımız çok sınırlı bilgilere dayanıyor. Ama onlarla ilgili koca koca sözler sarf etmekten kaçınmıyoruz, bazen onları iyiliğe örnek, bazen de kötülüğün kaynağı olarak gösteriyoruz.
Sadece kahvehane sohbetlerinde ya da dost meclislerinde dillendirdiğimiz yargılardan söz etmiyorum. Sosyal bilimler alanındaki yargılarımızın çoğunun bir zaafına dikkat çekmek istiyorum.
SİTE DEVLETLERİ VE MEDİNE- II
Prof. Dr. Cahit Külekçi
Bir önceki yazımızda, Allah Resûlü’nün hicretten sonra Medine’de kurumsallaştırmaya gayret ettiği bir yapıdan bahsetmiş, bu yapının çeşitli isimler/ nitelemeler altında incelendiğini ve bunlardan en önemlisinin de hiç kuşkusuz Medine’nin bir site devleti olarak nitelendirildiğine temas etmiştik. Bu çerçevede Medine Vesikasının da alt maddeleriyle toplam elli iki maddeden oluşan bir tür anayasa hükmünde değerlendirildiğini fakat bu bağlamda cevaplanması gereken birkaç soru bulunduğunu da kendi lisanımızca ifade etmiştik.
Ebû Ömer b. Dâvud
İnsanoğlu muhatap olduğu bir durumu yorumlamak, değerlendirmek ve yargıda bulunmak için kolektif hafızaya müracaat eder. Bu yol, en kestirme meşrulaştırma yoludur. Orada işine yarayacak bir şey bulamazsa onu da üretebilir, ama bu bizim konumuzun dışında şimdilik...
Yıllar önce bir şeyhe intisap etmiştim. Teşehhüt miktarı bir bağlılıktan sonra Şeyh’in yolundan değil kendi yolumdan yürümeye karar verdim. Henüz çocuk olduğum yıllardı.
Ebû Ömer b. Dâvud
Allah’ın kitabını okuyan her insan bir şeyler anlar. Anladıklarımız arasında benzerlikler de var, farklılıklar da… İşin tabiatı böyle. Eğer herkes aynı şeyi anlasaydı, hepimiz birbirimize benzerdik. Bana sorarsanız çok sıkıcı olurduk. Kim sürekli kendisinin fotokopisi olan birisiyle yaşamak ister ki!
TARİH VE TARİHÇİ
Yazar: Adnan Demircan
Beyan Yayınları, İstanbul 2016, 175
s.
Engin SANDIK[1]
Adnan Demircan tarafından kaleme
alınan eser, 2016 yılında İstanbul’da Beyan Yayınları tarafından basılmıştır.
Ana planına bakıldığında eserin önsöz, giriş, beş bölüm, sonuç ve ek’ler kısımlarından oluştuğu görülmektedir. Önsözde yazar önemli sorunları, usul ve metodoloji noktasında sahadaki eksiklikleri dile getirmekte, tarih alanındaki bazı hususları eleştirmektedir. Ayrıca eseri kaleme almadaki amacı ve yöntemlerini belirten yazar, faydalandığı kaynakların da bir kısmı hakkında bilgi vermektedir.
HAKİKATTE
BÜTÜNLÜK
Cağfer KARADAŞ
Ne demiştik? “Ben bilirim”, “Ben bulurum”,
“Ben kurtarırım” diyenler kendilerini ve başkalarını aldatanlardır. Hepsi
birden aldananlardır. Aldatan da aldanan da kaybeder. Biri sahtekârlığından
diğeri tamahkârlığından.
Bunlar birkaç tipten oluşur: Kimi göksel âlemle ilişki kurduğunu iddia eder, kimi gökteki yıldızlardan yorum üretir, kimi ilahî alandan bilgi aldığını ihsas eder, kimi düşe yatıp ermiş havasına girer, kimi ise gündüz gözü kimsenin görmediğini görür… Çoğaltmak mümkün bu örnekleri. Akıllı sanılan bazı insanların yanlış yorumları da bu tiplere dayanak teşkil eder.
Ebû Ömer b. Dâvud
Her inancın bir geçmişi var. Geçmişi yoksa ona bir geçmiş hazırlanır. Bu sebeple geçmiş ile inanç arasında sürekli bir ilişki olması anlaşılabilir bir durum…
BİZİM EVDEN
HİKÂYE
CÜBBESİNİ YÜZÜNE
KAPATAN ADAM
Cağfer KARADAŞ
Başında siyah bir kalpak, altındaki yüzü parlak ve yuvarlak; yanaklarından süzülen tel tel sakalı, sırtındaki cübbesiyle görüntüsü vakarlı. Rahvan konuşurken parlak yüzüne bir masumluk yansıyor ama dörtnala kalkınca onu kimse tanıyamıyor. Hele yel değirmenleriyle atışmaları, sağa sola sataşmaları; milletin gözbebeği değerlere saldırışları, havada uçuşan sözleri, fıldır fıldır gözleri; insana hiç güven telkin etmiyor, aksine ürkütüyor, tedirgin ediyor…
SİTE DEVLETLERİ VE MEDİNE- I
Prof. Dr. Cahit Külekçi
Tarih, deneysel birikimi olmayan, verileri laboratuvar ortamında tecrübe edilemeyen ilim dalıdır. Bir tarihçi vesikalar eşliğinde, mutlak olmayan görüşlerini bu şartlar altında ortaya koymak durumundadır. Bununla beraber bir konuda vesikanın olması o konuyu her zaman ilelebet tartışmaya kapatamaz. Vesikanın kim tarafından, hangi şartlar altında kaleme alındığı, hangi dönemlerden ve ne şekilde tarihçinin masasına geldiği, kısacası vesikanın bilimsel kudretini gösterir pek çok husus göz önünde bulundurulmalıdır.