14 Nisan 2026 Salı

Hz. Peygamber’in (a.s.) Bürokratik Mirası - I

Hz. Peygamber’in (a.s.) Bürokratik Mirası - I

Prof. Dr. Cahit Külekçi

Önceki yazılarımızda temas ettiğimiz üzere Hz. Peygamber (as) Mekke’de temellerini attığı İslâm toplumunun medenî yapısını Yesrib hicretinden sonra çok daha geniş biçimde uygulamaya dönüştürmüştür. Bu pratiklerin tamamını toplumun temelleriyle de ilişkilendirmiş, sosyolojik yapıyı yeniden şekillendirirken Mekke’nin genetik kodlarını stratejik biçimde yeniden inşâ sürecine dâhil etmiştir.

Hz. Peygamber’in (as) atalarından devraldığı mirasın İslâm’ın temel prensipleriyle reformu neticesinde ortaya çıkan mekanizmanın dönemin şartları içerisinde son derece eşsiz bir yapıya dönüştüğü çok açıktır. Öyle ki bu yapının zaman zaman sahabe tarafından dahi anlaşılamadığı ve değişime uyumda zorlanan kimi sahabenin birtakım sorunlara sebep olduğu aktarılmaktadır. Hz. Peygamber’in (as) vefatından önce mutlak şekilde çözüme kavuşturulan söz konusu sorunlar esasında sonraki dönemler için de rehber olmuştur. Diğer bir ifadeyle, ilk dönemlerde sorun olarak nitelenen hususlar Müslüman idareciler için çözüm önerileri haline gelmiştir.

Sözün burasında şunu da açıklıkla ifade etmeliyiz ki Hz. Peygamber’in Medine döneminde yürürlüğe koyduğu idarî pratikler ilk halifeler devrinde sistemli bir mekanizmaya dönüşen bürokratik yapının genetik kodlarını da oluşturmuştur. Hz. Peygamber’in (as) vefatıyla başlayan ve yaklaşık otuz yıl sürecek olan bu dönemin öne çıkan en dikkat çekici özelliğinin kurumsal bir süreklilik arz etmesidir. Zira bu dönemdeki bürokratik tekâmül mevcut olmayan bir yapının hiç yoktan inşası değil, nebevî nüvelerin genişleyen coğrafi ve demografik şartlara adaptasyonu sürecidir ki temelde sahabenin uyumda zorlandığı konuların başında da bu durum gelmektedir. Hatta öyle ki kanaatimize göre Hz. Ömer’in de Hz. Osman’ın da şehit edilmesi bu yüzdendir. Şu da var ki Hz. Peygamber’in (as) Medine’de gerçekleştirmeye çalıştığı reformların sadece sosyolojik unsurları bulunmamaktaydı. Sosyo-kültürel öğelerin yanı sıra malî yapı da mezkûr yenileşmenin o günkü topluma en yabancı yüzünü oluşturuyordu.

Öte yandan Hz. Peygamber’in (as) sonraki döneme etkisinin en bariz tezahürlerinden birisi de siyasî otoritenin meşruiyet zemininde görülebilmektedir. Vahyin hemen başlangıcından itibaren Hz. Peygamber’in (as) kâtibi tayin etmesi, devletler arası yazışmalarda mühür ve bazı kalıplarda standart ifadeler kullanmaya başlaması, halifeler dönemindeki yazı işleri (kitâbet) kurumunun ve arşivcilik (mühür dosyası) anlayışının teknik temelini atmıştır. Ayrıca Hz. Ebubekir ve özellikle Hz. Ömer döneminde devletin gelir-gider kayıtlarının tutulması bu yazılı kültür mirasının bir üst aşamaya taşınmasıdır.

Yönetim usûlü açısından Hz. Peygamber’in (as) istişâre (danışma) prensibini sıkı bir şekilde karar alma mekanizması olarak uygulaması ve bunu mutlak bir prensip olarak Müslüman yöneticilere talimat vermesi, halifeler döneminde bürokrasinin keyfiyetten uzak, geniş katılımlı bir karakter kazanmasını sağlamıştır. Dolayısıyla bu durum halifelerin danışmadan karar alan tek otorite figürleri olmaktan ziyade kolektif bir aklın yürütücüleri olarak konumlanmalarına yol açmıştır. Gerçi bu durum sonraki süreçte toplumun tek bir merkezden yönetilmesini netice vererek uzak beldelerdeki sükûnetin sağlanması konusunda idarecileri hayli zora sokmuştur. Nitekim Hz. Ali’nin yaşadığı siyasî sorunların temelinde de bu husus bulunmaktadır.

Merkezî yönetimde durum böyleyken taşra idaresinde Hz. Peygamber’in (as) Yemen veya Necran gibi bölgelere gönderdiği bürokratlara/âmillere tanıdığı sınırlı özerklik ve onlara verdiği kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, güzel bir dille çağırınız, nefret ettirmeyiz, sevdiriniz şeklindeki idarî davranış tarzına dair talimatlar halifeler dönemindeki mülkî idare sisteminin ana belirleyicileri olmuştur. Özellikle Hz. Ömer’in önde gelen sahabîlerden de olsa valilerini sıkı bir denetime tabi tutması, belirli aralıklara onlardan mal beyanı istemesi Hz. Peygamber’in (as) kamu malının dokunulmazlığına dair yerleştirdiği normların bürokratik bir denetim mekanizmasına dönüşmesinden ibarettir ki bunun en bariz örneği Muhammed b. Mesleme’nin merkezî idareye verdiği raporlardır. Bu ve benzeri raporlar doğrultusunda Sa’d b. Ebî Vakkas’ın görevden alınması da normların halifeler üzerindeki etkisini göstermesi açısından önemlidir.

Beytü’l-mâlin Hz. Peygamber (as) döneminde ihdas edildiği bilinmektedir. Ayrıca beytü’l-mâl başta olmak üzere malî alanın neredeyse tüm birimlerinde Hz. Peygamber’in zekât ve ganimetlerin taksimi için belirlediği adil dağıtım ilkeleri halifeler döneminde hazinenin kurumsallaşmasıyla sistemli bir mali bürokrasiye dönüşmüştür. Bu süreçte nebevî mirasın en kritik etkisi bürokrasiyi kabilelerin bir imtiyaz alanı olmaktan çıkarıp liyakat esaslı bir hizmet alanına dönüştürmesidir.

Adlî bürokrasi noktasında ise Hz. Peygamber’in yargı yetkisini ehil kişilere devretme sünneti halifeler döneminde kadılık müessesesinin siyasî iktidardan bağımsızlaşarak profesyonel bir yapıya bürünmesinin önünü açmıştır. Emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münkerle görevli muhtesipler de dâhil olmak üzere İslâm adliye teşkilatı halifeler döneminde nebevî mirasın ışığında yapısallaşmıştır. Netice itibarıyla nebevî mirasın şekillendirdiği halifeler dönemi bürokrasisinin şekil itibarıyla Rum veya Sâsânî etkilerini taşıdığı iddia edilse de İslam medeniyetinin bürokratik ruhu, işleyişi ve nihai gayesi bakımından tamamen öncelikle Hz. Peygamber’in (as) uygulanmasını emrettiği hukuk ve ahlak ilkeleri tarafından organize edilmiş bir yapıdır. Bir sonraki yazımızda bu yapıya etki eden diğer medeniyetlere temas edeceğiz.


 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar