18 Aralık 2018 Salı

Sadece Gelecekten Endişe İçinde Bulunanlara

 Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Barca
Günümüz İslam dünyasının hemen hemen her yerinde safdil bazı eskici ve yeniciler, dindar hayranlarının hayran bakışları ve teveccühlerine calip retoriklerinin bir gün yanlışlanabileceğinden veya mahallelerinde hatta semt, ilçe, il ve ülkelerinde popülerleştikçe belki bir gün kendilerine kötü gözle yaklaşabileceğinden ve dolayısıyla bugüne kadar bu halleri ile kazandıkları tüm kazanımlarının berhava olabileceğinden korkuyorlar.  Çok bilgili ve önemli oldukları zehabına kapılmış ve kendilerini adeta birer kurtarıcı gibi gören bu iki gurup mensupları, komik bir şekilde aynı anda -dereceleri farklı olsa da- popülerleştikçe, hayranlarının, tabilerinin ve övücülerinin artmasıyla kazanımlarının artırılması ümidini de taşımaktadırlar. İkisi de son kertede mümin olarak devam etmelerinin ve görünmelerinin en iyisi olduğunu çok iyi biliyor ve bunun farkındalar. Bu senaryoyu yazan ve bu sözde kurtarıcıları konuşturan her şeyi bilmekte, görmekte ve bıyık altında her ikisinin bu basit haline gülmektedir. Çünkü her şey bir plan dâhilinde ve hiçbir aksama olmadan işlemektedir. Onlar ise gerçekte oyuna düşürülmüş veya bu oyunu bilinçli veya bilinçsiz kabul etmiş bir piyondan başka bir şey değiller. Belki düşündükleri güzel veya çirkin şeylerle karşılaşabilirler veya aksi de mümkündür. Ama bunun hiçbir önemi yoktur. Çünkü onlar senaristin daha büyük amaçları için yem ve kurban hükmündedirler ve senarist için ikisi de birbirlerinin aynısıdırlar. 

Maaşlarını aynı yerden alan, aynı konfor içinde yaşayan, aynı Avm’lerde aynı ürünleri alıp aynı şekilde tüketen, aynı binalarda ikamet eden ve yaşayan, aynı hastahanelerde tedavi olan aynı camide cenaze namazları kılınan,  aynı şeylere susan, aynı şeylere üzülen ve sevinen, aynı şeyleri alkışlayan,  aynı elbiseleri giyen ve aynı gözlükleri takan, aynı takımı savunan, aynı rüyaları görüp aynı dil içinde düşünen; aynı kutsal kitaba inanan; aynı namazı kılan, aynı orucu tutan ve aynı hacca giden bu iki taifenin dövüştürülmesi ve dövüşmelerinin anlamı nedir acaba? İnsanların mutlaka onlardan birisinin taraftarı yapılmak istenmesi olabilir mi? Peki böylece ne elde edilmek isteniyor ki? Elde edilmek istenen ve ulaşılmak istenen iki ana güruhun zayıflaştırılıp hayran olunması istenen ve hatta tapılacak bir başka put yaratmak mı? Peki bu puta neden ihtiyaç duyulur ki? Zamanın, şartların ve en önemlisi de yine kendisinin sebebi ile yıpranan, yıpratılan senaristin taze kana ihtiyacı olmasın mı? 
Senaristin bu planının amacı sadece bu olmasa gerektir. Bugün için belki de nihayi amaç; son kertede eski bir düşmandan yani dinden artık tamamen ve hiç zayiat vermeden ve hatta güçlenerek kurtulmaktır -ruhunu kaybetmiş dindarlar ve ruhsuz kılınmış din her yerde artık. Nerede aynı inanca mensup Müslümanların horoz dövüşüne şahit olursanız bilin ki, orada senaryosunu taze kana veya bir puta ihtiyaç hisseden bir örtülü veya açık ateist ve pragmatist senaristin yazdığı bir oyun sahneleniyor olabilir. Ve gerçekten dövüşenlere değil, asıl kimlerin bunları yalandan ve hile ile dövüştürdüğüne, kimlerin bunlara bu imkânı verdiğine ve kimlerin bunları bu yönde teşvik ettiklerine bakınız. Tarih oyun kurucularının olduğu kadar pişman olan, olmayan veya buna fırsat bile bulamayan piyonların da tarihidir. 
Yukarıda zikri geçen senaristlerin tüm bu yazdıkları senaryolar ve kurguladıkları oyunlar da aslında başka ve daha büyük bir senaristin yazdığı büyük ve kapsamlı senaryo içindeki senaryolardır.  Bu büyük senarist her çeşit ve her seviyeden Müslümanın devamlı tefsir, fıkıh, hadis, akaid ve kelam gibi dini ilimlerle, bu ilimlerin modern ve post modern bilimsel ve teknolojik gelişmelere bakışları ile ve bu ilimlere ait ihtilaf ve ittifak edilen konularla meşgul olmasını istemektedir. Yani küçük senaristin izin verdiklerine ve yaptırdıklarına ek olarak büyük senaryoda Batı kültür ve medeniyetini tanıma, ondan istifade etme ve onunla iletişim gibi olanaklar ve imkanlar yer almaktadır. Bu senaristin amacı daha büyük ve uzun vadelidir. Diğer küçük senaristlere dini ve dindarları elimine ettirirken aynı anda küçük senaristlerin değersizliğini ve zalimliğini sıradan Müslüman ahalinin gözüne sokmakta ve kendi büyük senaryosu icabı tüm Müslümanlara hamilik yapıyor görünmek istemektedir. Bundaki amacı anlaşıldığı üzere küçük senaristler gibi dini ve dindarları tamamen güçten düşürmek ve bir süre sonra yok etmek değildir. Asıl amacı dini ve dindarları sistemine kendi halleri ile entegre etmektir ve onların güçlerinden kendi maslahatları için istifade etmektir. Birinci senaryodaki oyuncular sıradan bazı doğulu Müslüman entelektüel ve âlimlerdir. Senarist ise Batının hayranı veya Batı kaynaklı değişik komplexler sahibi, pişkin, çıkarcı ve pragmatist örtülü veya açık ateist doğulu bazı liderlerdir. En büyük senarist ise Batılı bazı yönetici ve fikir insanları veya düşünce kuruluşlarıdır. Batılının doğulu küçük senaryoları içinde barındıran büyük Batıya ait senaryosu; 1 milyardan fazla olan Müslümanı yine sözde veya gerçek Müslümanların eliyle kendi medeniyetine gönüllü işçi kılmayı gerçekleştirmeye yöneliktir ve o küçük senaryolar bu büyük senaryonun bir parçası ve tamamlayıcı bir cüzüdür. Ayrıca Batılıların Müslüman doğuya yönelik bu büyük senaryosu az biraz değişiklikle dünyanın diğer yeniden ve Batıya alternatif bir medeniyet hamlesi gerçekleştirebilecek kesimleri için de geçerlidir.  
Yukarıdaki her iki senaryoyu boşa çıkarmanın en sağlam yolu ise aynı şekilde fakat ilkeli, adil ve tüm dünyayı kuşatacak senaryolar yapmaktan geçer. Ve büyük senaryo için erdemli Batılılarla ve küçük senaryolar için de erdemli doğulularla iş kurmak gerekir. Aksi ise dünyayı ve canlı cansız tüm eşyayı ve evreni barbarlıkları kesin olan homo deus, seçkinciler veya yine bir maymun olan tanrı insanların hakimiyetine bırakmak manasına gelir ki bu maalesef içindekilerle beraber dünyanın sonunu getirebilir. Zira ruhundan arındırılmış bir dünyanın ölmesi mukadder ve kaçınılmazdır. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar