1 Ağustos 2017 Salı

Hz. Peygamber Dört Eşliydi-IV

Prof. Dr. Mehmet Azimli 
Bütün bu izahlardan sonra şimdi Hz. Peygamber’in evliliklerinin sebeplerini -eşlerini sayarak- teker teker izah edelim:
Eşleri
1. Hz. Hatice
Mekke’deki birçok kişinin özellikle mallarını elde etmek için evlenmek niyetiyle peşinde koştuğu[1] Hz. Hatice, kervanın karını ikiye katlayarak getiren Hz. Peygamber’e aracılar vasıtasıyla evlenme teklifinde[2] bulununca, Hz. Peygamber de onun bu teklifini kabul etti.[3] Hz. Hatice, daha önce iki evlilik yapmıştı ve bu evliliklerden çocukları vardı.[4] Evlendiği sırada Hz. Peygamber 25 yaşında idi.[5] Kaynaklar, Hz. Hatice’nin evlendiği sıradaki yaşını genelde yuvarlak bir rakam olarak 40 olduğunu bildirir.[6] Hz. Peygamber onunla 25 yıl yaşadı. İbrahim hariç tüm çocukları ondan oldu. O, bu kendinden yaşlı kadınla evliyken başka kadınla evlenmedi.

2. Hz. Sevde
Hz. Peygamber, Hz. Hatice’nin vefatının ardından yakını Havle’nin teklifi ile muhtemelen Hz. Peygamber’in ev işlerini görecek biri lazım olduğu için o günlerde kocası vefat etmiş mağdur durumda olan 50 yaşlarındaki Hz. Sevde ile onu sahiplenmek için evlenmişti.[7] Ayrıca bu evlilikle Ben-i Abdişems’in Müslümanlara olan husumetinin azaltılması düşüncesi de olabilir.
3. Hz. Aişe
Hz. Peygamber’in Hz. Aişe ile evliliği hicretin I. yılında olmuştur. Onun bakire olarak evlendiği tek eşi Hz. Aişe’dir ve bu evlilikteki en temel amaçlarından biri İslam’da ikinci şahıs olarak ifade edebileceğimiz Hz. Ebu Bekir ile irtibatını çoğaltmak, onun devamlı evine gelip gidebilmesini ve en önemlisi de Hz. Aişe’nin, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslami bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını sağlamaktır. Çünkü Hz. Aişe’nin, erken yaşlarda (9 yaşında) peygamber hanesine girmesi sayesinde özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin, Müslümanlara aktarılması sağlanmıştı.[8]
4. Hz. Hafsa
Hz. Hafsa, Hz. Ömer’in kızı idi. Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir ile birlikte Hz. Peygamber’in en yakınındaki iki kişiden biri idi. Ayrıca Mekke’de Sefaret görevini yapacak derecede öncü bir insandı. Hz. Peygamber, onunla daha iyi görüşebilmek, devlet işlerinde ondan faydalanabilmek ve onun evine rahat girip çıkmasını sağlamak için kocası ölmüş olan dul kızı yirmi yaşındaki Hafsa ile evlendi.[9]
5. Hz. Ümmü Seleme
Ümmü Seleme, Mekke’de kocası ile birlikte Müslüman olmuş ve Medine’ye hicret etmiş dört çocuk sahibi bir kadındı. Kocası Uhut savaşında vefat edince, Medine’de kimsesiz kalmıştı. Hz. Peygamber, Mekkeli bu dul kadınla evlenerek, Mekke’deki İslam’a en büyük düşmanlığı yapan ve Halid b. Velid gibi öncü insanların bulunduğu Ebu Cehil’in kabilesi olan Ben-i Mahzum kabilesinin Müslümanlara karşı olan tutumunu hafifletmeye çalışmıştı. Bu kadın Hz. Peygamber’den evlilik teklifi aldığında, “Ya Rasûlallah! Senin için bende rağbet edilecek bir şey yoktur. Çünkü hem yaşlıyım ve hem de çocukluyum” şeklindeki sözüne Hz. Peygamber’in “Yaşlı isen ben senden daha yaşlıyım” demesi, onun bu evlilikteki hedefinin şehvet üzerine olmadığını anlatan güzel bir anekdottur.[10]
6. Hz. Ümmü Habibe
Hz. Peygamber, Habeşistan’a hicretten sonra kocası (Ubeydullah b. Cahş) Hıristiyan olup ölen çocuk sahibi olup otuz yaşını geçmiş olan[11] Ümmü Habibe ile evlenerek, onun Mekke lideri olan babası Ebu Sufyan’la, dolayısıyla İslam düşmanlığı yapan Ümeyyeoğulları ile ilişkilerini yumuşatmaya çalışmıştır. Dolayısıyla bu bir aşk evliliği değil, politik bir girişimdi.[12] Hz. Peygamber, bunun karşılığını da görmüş, kayınpederi Ebu Sufyan bir daha hiçbir savaşta Hz. Peygamber ile savaşmamıştır. Bu evlilik aynı zamanda Mekke fethi sonrası Ümeyyeoğullarının Müslümanlar tarafından hor görülüp dışlanmamasını sağlamıştır. Şu ayet sanki bu durumu anlatır gibidir: “Olur ki Allah, sizinle düşman olduklarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir.[13]
7. Hz. Zeyneb bint Cahş
Zeyneb bint Cahş, Hz. Peygamber’in halasının kızıydı. Onu azatlı kölesi Zeyd ile bizzat kendisi evlendirmişti. Ancak Zeyneb, bir azatlı köle ile kendini denk görmediğinden bu evlilik yürümemişti. Hz. Peygamber, Zeyd’e boşanmamasını telkin ettiği halde, Zeyd onu boşamıştı. Hz. Peygamber belki de köle ile asil arasında İslam nezdinde farkın önemli olmadığını ispat sadedinde böyle bir girişimde bulunmuştu ancak bu evliliğin yürümeyeceğini bilemezdi.[14] Zeyd’in bu geçimsizlik sebebiyle Zeyneb’ten boşanması akabinde Hz. Peygamber otuz beş yaşlarındaki[15] Zeyneb b. Cahş’la evlenmişti. Hz. Peygamber’in onlar evli iken Zeyneb ile evlenmeyi arzu duyduğu (onu bir defasında evinde iken gördüğü, hoşlandığı ve evlenmeyi arzu ettiği) ancak bunu gizlediği rivayetlere yansımıştır.[16] Bu sebeple “(Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.”[17] Bu ayette de ifade edildiği gibi halkın anlayışına göre; Zeyneb ile evliliği uygun bulunmasa da Hz. Peygamber Zeyneb ile evlenmek istiyordu ve halkın dedikodusundan çekinerek bunu gizliyordu. Ancak onun içinde sakladığı bu arzuları vahiy yoluyla ortaya döküldü. Bundan dolayı Hz. Aişe, “Eğer Resulullah kendisine inen vahiyden bir şey saklayacak olsaydı elbette bu ayeti saklardı” demektedir.[18]
Ayetin devamı ise Arabistan’da geçerli olan “Azatlı kölenin boşanmış eşiyle evlenilemeyeceği, çünkü onun evlat gibi görülmesi gerektiği” şeklindeki cahiliyye adetini yıkmak için inmiştir. Sonuçta Hz. Peygamber, Arapların tenkidi sebebiyle önceleri çekindiği bu evliliği sonradan yapmıştır.[19] Ayrıca Zeyneb’in babasının ailesini himaye eden Mekke lideri Ebu Sufyan ile arayı yumuşatma isteği de bu evlilikte önemli bir amil olabilir.[20]
Onun Zeyneb’i görünce aşık olup Zeyd’den boşattırarak kendisi evlendiği şeklindeki düşünceler tutarlı değildir. Watt’ın dediği gibi “55 yaşında olan bu insanın 35’lik bir kadına aşkı uydurmadır.”[21] Çünkü Hz. Peygamber, Zeyneb’i ilk defa görmemektedir. Halasının kızıdır.[22] Çocukluğundan beri onu görmüş ve bizzat kendisi Zeyd ile evlendirmiştir. Üstelik Zeyneb’in eskiden beri Hz. Peygamber’i istediği ve onunla evlenebilmek için adaklar adadığı bilinmekte iken bunu yapmıştır.[23] Bu noktada Hz. Peygamber’in de Zeyneb’i istemesi ise gayet doğal beşeri bir durum olarak telakki edilmelidir.
8. Hz. Zeyneb bint Huzeyme
Zeyneb bint Huzeyme, Necidli olup Hevazin’e mensup olan ve o sıralarda Arabistan’ın en güçlü kabilelerinden biri olan Amir ibn Sasa’a kabilesindendi. Bu büyük kabile ile İslam’a olan husumetinin daha uzun süre devam etmesini önleyecek bir şeyler yapılması gerekiyordu. Hz. Peygamber, otuz yaşındaki[24] Hz. Zeyneb ile nikahlanmak suretiyle Amir ibn Sasa’a kabilesi ile İslam arasında belki de bir uzlaşma zemini oluşturmuş oluyordu. Bu evlilikten sonra bu kabileden heyetler gelip Müslüman oldular. Hz. Zeyneb, Hz. Peygamber ile 8 ay yaşadı.[25]
9. Hz. Cüveyriye
Hz. Peygamber dönemi harp örfü gereği galip komutan mağlup liderin kızı veya eşi ile evlendirilirdi. Hz. Peygamber bu kuralı uygulama girişiminde bulunmadığı halde, Ben-i Mustalik savaşı sonrası, liderin kızı yirmi yaşındaki[26] Cüveyriye gelip Hz. Peygamber ile görüşmüş ve kendisi ile evlenmesini istemiştir. Bunun sonucu olarak bu kabilenin bir kısım esirleri sahabe tarafından serbest bırakılmış ve bu kabilenin İslam’a girmesi sağlanmıştır. Böylece bu kavimdeki İslam düşmanlığı dostluğa dönüşmüştür.[27] Bu durumu şu söz çok güzel ifade eder, “Cüveyriye kadar kavmine faydalı bir kadın görülmemiştir.”[28] Cüveyriye daha önce amcasının oğlu Abdullah ile evliydi.[29]
10. Hz. Safiyye
Hz. Peygamber, Hayber savaşı sonrası Yahudi Ben-i Nadir liderinin kızı Safiyye ile evlenerek Yahudilerin düşmanlığını azaltmış, sahabenin onlara karşı aşırıya kaçabilecek tavırlarını kontrol altına almıştır. Hz. Peygamber, “mağlûplarla uzlaşma ve anlaşma” şeklindeki politikasının bir neticesi olarak onu kendisine nikahlamıştır.[30] Hayber dönüşü beraber bindikleri devenin tökezlemesi sonucu ikisi birlikte yere düşmüş ve sahabenin yardımıyla yola devam etmişlerdir.[31]
11. Hz. Meymune
Hz. Peygamber, iki çocuklu dul yirmi yedi yaşındaki[32] Meymune ile evlenerek Meymune’nin 8 kız kardeşinin evli olduğu 8 ünlü kabile lideriyle bacanak olmuş ve onların İslam’a yakınlaşmalarını sağlamıştır.[33] Hz. Peygamber’in kaza umresi sırasında ihramlıyken onunla evlenmiştir.[34]
Cariyeleri
1. Hz. Mariye
Hz. Peygamber’in, bu kadınlar dışında iki de cariyesi vardı ki; biri Mısır Mukavkısı’ndan hediye gelen Mariye idi. Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Hatice’den olan çocukları dışındaki tek çocuğu olan İbrahim bu kadından olmuştur.[35]
2. Hz. Reyhane
Medine’deki Yahudi Kureyza kabilesine mensup bir hanımdır. Bu kabile ile yapılan savaş sonunda, Hz. Peygamber’in payına ganimet olarak düşmüştür. Bazı tereddütlerden sonra İslam’ı kabul etmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona nikahlanma önerisinde bulunmuş ve böylece özgürlüğüne kavuşacağını söylemiş, o ise şu cevabı vermiştir: “beni nikahlamaktansa cariyen olarak al! Ben bir cariye olarak kalmayı yeğlerim, zira hür Müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takmak istemiyorum.” Hz. Peygamber de buna rıza göstermiş ve o, eski evinde oturmaya devam ederek, Medine şehrine bile gelip yerleşmemiştir. Hz. Peygamber, Veda Haccından döndükten kısa bir süre sonra, H. 10. yılda vefat etmiştir.[36]
Bölgesel Altyapı
Bütün bu aktarımlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki; Hz. Peygamber’in evliliği konusu devamlı surette söz konusu edilip ona saldırı için kullanılabilmektedir. Buna karşı Müslümanlar da örneklik zemininden hareketle onu savunma amaçlı literatür oluşturmaktadır. Esasen bu konu; dönemin yasaları, örfleri ve tarihsel bağlam içinde ele alındığı zaman bu tartışmalar geçerliliğini yitirecektir.
Hz. Peygamber, tarihte gelmiş geçmiş en önemli insandır. Ancak şunu da kesin olarak kabul etmek gerekir ki; o tarihinin adamıdır. Tarihinin, coğrafyasının, kültürünün gereği olarak bazı şeyler yapmıştır. Bu tür şeyleri örnek almaya çalıştığımız zaman problem başlamaktadır. Çünkü biz başka bir tarihin, başka bir coğrafyanın, başka bir kültürün insanlarıyız. Hz. Peygamber’i örnek alan bizler, bu anlamda onun bu tür tavırlarını değil de evliliğinde alınması gereken diğer birçok tavrını örnek alıp öne çıkarmalıydık. Örneğin hanımlarına karşı nasıl davranıyordu, onlarla nasıl şakalaşıyor, onları nasıl eğitiyor, onlara nasıl yardım ediyor, nasıl gönüllerini alıyor, ne durumlarda onlara kızıyor, ne tür durumlarda onları hoş görüyordu? Değilse onu savunma adına birçok çaba içine girmek durumunda kalırız ve bu konuda ciltlerle kitaplar yazarız.
Aynı tavır ona saldıranlar için de geçerlidir. Onlar da Hz. Peygamber’i döneminin, çağının bir adamı olarak kabul ettikleri zaman ona saldırmaya ve iftira etmeye gerek kalmayacaktır. Çünkü onun bu yönü ne bizim için örnektir ne de ona saldırılacak bir suçtur. O, tarihinin adamıdır, zamanının çocuğudur. Zaten onun döneminde onu bu tür tavırlarından dolayı düşmanları dahi suçlamamıştır.[37]
Tarihteki bir olayı, vakıayı olumsuzlayabilmek için o dönemin şartları içinde o olayı değerlendirip bir sonuca varmak gerekir. Değilse günümüzün değerleriyle geçmişi yargılamak hiçbir şekilde ahlaki ve bilimsel değildir. Bu sebeple devamlı şu soruyu sormak lazımdır: Biz o dönemde olsak ne yapardık veya o bu dönemde olsa ne yapardı, nasıl davranırdı? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar ve yaptığımız empati bizi doğruya götürecektir.
Özetle şunu diyebiliriz ki; bireyler ve toplumlar bir tarih dilimine ve kültürel geleneğe aittir. Bundan kopmak imkansızdır. Bu nedenle, herhangi bir tarihi olayı değerlendirirken onu kendi tarihselliği ve kültürel çerçevesi içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa kendi şartlarımızı ölçü alarak farklı bir tarih diliminde yaşayan ve farklı toplumsal yapılanmalara sahip birilerini yargılamak; hem doğru değildir hem de bilimsel bir yöntem olarak kabul edilemez.




[1]       İbn İshak, 58.

[2]       İbn Hişam, II, 153.

[3]       Taberi I, 521.

[4]       İbn Hişam, II, 153.

[5]       Belazuri, I, 112.

[6]       28 yaşında olduğuyla ilgili rivayetleri daha önce aktarmıştık. Belazuri, I, 112; İbn Sad, VIII, 17.

[7]       İbn Sad, VIII, 59.

[8]       Afzalurrahman, II, 198.

[9]       Bkz. Ziya Kazıcı, Hz. Muhammed’in Aile Hayatı ve Eşleri, İstanbul 2003, 191.

[10]      İbn Sad, VIII, 86 vd.

[11]      İbn Sad, VIII, 76.

[12]      Armstrong, 341.

[13]      Mümtehine, 7.

[14]      Hatiboğlu, 38.

[15]      İbn Sad, VIII, 80.

[16]      Bkz. Taberi, Tefsir, Ahzab 37. Ayetin tefsiri.

[17]      Ahzab, 37.

[18]      Taberi, Tefsir, Ahzab 37. Ayetin tefsiri.

[19]      Şibli, II, 164.

[20]      Watt, 165.

[21]      Watt, 166.

[22]      Armstrong, 288.

[23]      Hamidullah olayı şu şekilde yorumlar, “Hz. Peygamber’in Zeyneb’i görünce “gönülleri bir halden diğer bir hale evirip çeviren Allah’ın şanı ne Yücedir!” sözünden hareketle ona aşık olduğu ve Zeyneb’i boşattırdığı şeklindeki düşünce doğru değildir. Hz. Peygamber onu küçüklüğünden beri görmektedir, bilmektedir. Ayrıca Hz. Peygamber onu azatlı kölesiyle evlendirmiştir. Hz. Peygamber, bu sözü onların geçinememelerine şaşırdığı için söylemiş olmalıdır. Zeyd’in siyahi (zenci) olan ve kendisinden yaşça büyük hanımı Ümmü Eymen ile mutlu bir evlilik hayatı sürdürürken, böylesine güzel, hoş, iyi bir aileden gelen ve pek seçkin bir huy ve kişiliğe sahip Zeyneb ile uyuşamamış olması çok garibine gitmiştir ve bu hale şaşırmaktadır”, Hamidullah, 1106.

[24]      İbn Sad, VIII, 91.

[25]      İbn Sad, VIII, 86.

[26]      İbn Sad, VIII, 92; Cüveyriye’nin hoş görünümlü bir kadın olup görenin ona tutulduğu zikredilir, İbn Hibban, es-Siratu’n-Nebeviyye, Beyrut 2000, I, 289.

[27]      Rıza Savaş, “Hz. Peygamber’in Aile Hayatı ve Evlilikleri”, Asrı Saadette İslam, ed. Vecdi Akyüz, İstanbul 1994, I, 304.

[28]      İbn İshak, 387; Aişe Abdurrahman bint Şatı, Resulullah’ın Annesi ve Hanımları, çev. İsmail Kaya, Konya 1987, I, 170.

[29]      İbn Hişam, VII, 564.

[30]      İbn Sad, VIII, 120.

[31]      İbn Sad, VIII, 95.

[32]      İbn Sad, VIII, 104.

[33]      Afzalurrahman, II, 198; bunlardan biri de Mekke liderlerinden Velid b. Muğire’nin eşidir ve Halid b. Velid’in annesidir.

[34]      İbn Sad, VIII, 104.

[35]      İbn Sad, VIII, 86.

[36]      Hamidullah, 1117.

[37]      Hz. Peygamber kadına bakışı açısından şu rivayeti aktaralım; Resulullah’ın (sav.) son söylediği şey: “Kadınlarınız ve elinizin altındakiler (cariyeler) konusunda Allah’tan korkunuz,” idi. İbn Şihab, 134.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar