28 Şubat 2017 Salı

Belam bin Baura (Diliniyutmuş Bağıranoğlu)

İslami mücadelede zulmün sac ayakları vardır ve bunların tümü Musa'nın mücadelesinde tebarüz eder: Firavun, Haman, Karun, Samiri ve Belam. Bunların her birisinin ötekilerden farklı bir işlevi, bir fonksiyonu vardır. Şu anki konumuz Belam.

Belam İslama karşı mücadelenin dini yönünü temsil eder. Böylece batıl güçleri satılık din adamları ve kalemini satmış aydınlar vasıtasıyla hak güçlerine karşılık vermeye çalışırlar.

***

Kuran'da Belam:
“Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine takıldığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

Biz dileseydik onu onlarla (o ayetlerle) yükseltirdik. Ancak o kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı ve arzularına uydu. Onun durumu üstüne varsan da soluyan, kendi haline bıraksan da soluyan bir köpeğin durumuna benzer. Bu kıssayı anlat, olur ki düşünürler.” (Araf 175-176)

Kuran'da ve hadislerde Belam'ın adı geçmemektedir. O sadece kötü örneklere bir örnek olarak verilir. Kuran ve peygamber bu tür durumlarda onun adını anmaya tenezzül etmez.

Allah kendisine bazı ayetler verdiği halde o hevasına uyarak bunlardan sıyrıldı ve böylece şeytan onun peşine takılarak onu azdırdı. Muhakkak ki Allah'ın ayetleri yegane koruyuculardır. Belam'ın bu koruyucu ayetleri bir kenara bırakarak nefsi hevasına uyduğu görülmektedir. Bu durumda şeytanın onu azdırması ve yoldan çıkarması kaçınılmazdır.

175'inci ayette iki kelime incelenmeye değer. (إنصلخ منها) sıyrıldı. Onu koruyan bir koyucuyu (ayetler) çıkarıp bir kenara koymasıdır. Takvanın da bir koruyucu elbise olduğunu hatırlayalım. Selehe derinin yüzülmesi çıkarılması anlamında da kullanılır. Yani onun kendisine özel olarak verilen ayetlerden sıyrılması, kendi derisini yüzerek, söküp atması gibidir.

İkinci kelime de (فأتبعه الشيطان), bu kelimeye takılmıştım. Etbaa kelimesi hem “peşine takıldı” ve hem de “onu peşine taktı” anlamlarına gelir. Bu farklılığı bazı meallerde de görebilirsiniz. Bunlardan hangisi doğru. Etbaa kelimesini fihristte taradığımda “kulak hırsızı cinin peşine takılan şihap (kayan yıldız, meteor, güdümlü füze)” için de aynı şekilde kullanıldığını gördüm. Burada “kulak hırsızı cinin peşine takılan şihap” ile “Allahın ayetlerinden sıyrılmış kişinin peşine takılan şeytan”ın durumu tamamen aynıdır. Her ikisinin de hedefinden sapması imkansızdır.

176'ncı ayetteki hırlayıp soluyan köpek misali de hayli ilginçtir. Çünkü hakk ehline saldırmak için kiralanmış bir alimin durumu budur. Üzerine gitsen de onu kendi haline bıraksan da o havlamaya ve hırmalaya devam edecektir.

***

İslami kaynaklarda ve tefsirlerde geçen rivayetler ışığında hikayesinin bir özetini aktarayım:
İslami külliyatta geçen rivayetlere göre: Belam Hz. Lut'un çocuklarındır, zaten Moab kavmi Hz. Lut'un çocuklarıdır. Belam Allahın kendisine vahiy indirdiği ilmi ledun sahibi bir kimse idi. Bazıları Peygamber olduğunu da söylemiştir. Kendisiyle dua edildiği duanın çevirilmediği ismi Azamı biliyordu.

Belam kendi kavmine tebliğde bulundu, fakat kendi kavmi yüz çevirdi. Belam da onları kendi haline bıraktı. (Birinci hata) Taki İsrailoğulları Moabların kalelerini ve surlarını kuşatıncaya kadar. O zaman kavmi Belam'a gelerek ondan yardım istediler. Sen Tanrının adamısın, duanın kabul olduğunu biliyoruz, bize dualarınla yardım et dediler.

Belam bunu reddetti. Ben Yakubun oğullarına karşı beddua edemem. Tanrı ve tanrının melekleri onlarla beraber. Ben beddua edemem dediyse de kavmi ısrar etti.

Belam'ın kendisine düşkün olduğu güzel bir karısı vardı. Karısına hediyeler verdiler ve ikna etmesini istediler. Eşi ona "istiharede bulun, Allah sana bir yol gösterecektir" dedi. Belam da istihare yapmayı kabul etti. (İkinci hata)

Rüyasında kendisine bu işin hayırlı olmadığı gösterildi. Yardımı etmeyi tekrar reddetti. Fakat karısı pes etmedi. Bir kez daha istihareye yat belki Allah sana başka bir yol gösterir. Israrın neticesinde Belam tekrar istihareye yattı ve fakat bu sefer bir şey görmedi. Karısı "gördün mü" rabbin eğer bunun olmasını istememe hususunda katı olsaydı sana tekrar gösterirdi. Belam yardım etmeyi kabul etti. (Üçüncü hata)

Eşeğiyle bir dağın tepesine çıkıyordu. Orada kurban kesecek ve İsrailoğullarını lanetleyecekti. Eşeği tökezleyip durdu. (Bu bölüm aynen Tevratta da geçiyor.) Belam eşeği dövdü, bu senaryo üç kez tekrarladı. Sonunda eşek dile geldi ve "görmüyor musun, Allahın melekleri bana engel oluyor" dedi.

Belam bundan sonra yaya olarak dağın tepesine çıktı. Orada kurbanını kesip sunusunu yaptı ve İsrailoğullarını lanetlemek üzere dua etmeye başladı. Fakat dua ettikçe dili dönüyor ağzından niyetinin tam tersine israiloğullarını kutsadığı ve moabları lanetlediği laflar çıkıyordu. Sonunda dili bir köpek gibi göğsüne kadar sarktı.

***

Belam'ın Tevratta geçen hikayesi de buna benzerdir. Belam'ın Kitabı Mukaddes'teki hikayesi Tevrat'ın Sayılar (22-23-24-25) kitabında geçer. Aşağı yukarı yukarıda aktardığımız gibidir.

Yalnız Tevrat'ta üzerinde durulması gereken ayrıntılar var. Birinci detay Fırat'ın kenarında oturan bir Aramlı olduğudur. Tevrata göre Moablı değil, Aramlı imiş. Bu durumda Moablar onu ücret karşılığında kiralamış oluyorlar.

İkinci detay da Belam'ın lanetlemek istediği İsrailoğulları hakkındaki kutsaması ile ilgilidir. Bunlar sıradan sözler değildi. Burada "Yakup'tan çölde bir asa çıkacak" dediği sözler Messanik (mesihin müjdesi) öğretinin temelidir. Tevratta bu öğretiyi dile getiren Hoşea ve İlya gibi büyük peygamberleri idi. Belam'ın İsrailoğullarının bu peygamberlerinin müjdesinden asırlar öncesinden haber vermesi son derece şaşırtıcıdır.

***

Belam bin Baura bir isim değil bir sıfattır. Bu isim/sıfat, Aramca dilinde Diliniyutmuş Bağıranınoğlu anlamına gelir.

Bel'am küçük dil, yutak anlamına gelir. Hatta Balgam kelimesi de buradan gelir. Çünkü Aramcada Bel'am (بلعم) ile Balgam (بلغم) aynı kelimedir.

Baor kelimesi de yine Aramca bir kelime olup Türkçe'deki Bağırmak ve Böğürmek diye bildiğimiz kelime ile aynıdır. Hayvan gibi bağırmak, öküz gibi böğürmek anlamına gelir.

Rivayetler de geçtiği üzere bağırma ve böğürmelerinden dilini yutağını parçalatmış. Bu yüzden ona Diliniyutmuş Bağıranoğlu ismi verilmiştir.

***

Belam'ın hatalı uygulamalarını şöyle değerlendirebiliriz:

Birinci hata şuydu: Kendisine tebliğ görevi verilen kişi bu görevi bırakmamalı. Tebliğin şartları imkansız hale geldiyse tebliğ şekli değişebilir. Ancak görev verilen görev verilmemiş gibi davranamaz.

İkinci hata da şuydu: Emir ve yasaklar, helaller ve haramlar istihareye ve istişareye açık değildir. Eğer bir şey haramsa onu yapıp yapmamak için istihare yapılamaz. Ancak istihare ve istişare kişinin muhayyer olduğu durumlar içindir. Buna rağmen Belam'a, yaptığı işin doğru olmadığı kendisine sadık rüyada da gösterilmiş.

Üçüncü hatası da şuydu: Yanlışta ısrar etti. Bu yüzden artık kendisine ilahi uyarı da kesildi.

Maruf Çetin

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar