18 Temmuz 2020 Cumartesi

Gerçek Din

Ebû Ömer b. Dâvud
Son bir asırdır daha yoğun olmak üzere gök kubbede en çok yankılanan cümlelerden biri “Gerçek İslam'a göre…” ifadesiyle başlayan cümleler olmalı. Din konusunda herkesin bir görüşünün olması anlaşılabilir bir durum… Sorun bu değil. Asıl sorun, insanların görüşlerini bilgiyle beslememeleri, yargılarını zanlarına göre oluşturmaları ve bunları yegane doğrular zannetmeleridir.


19. asrın başlarında yapılan tartışmalara bakıyorsunuz, neredeyse aynı yerde duruyoruz ve aynı konuları tartışıyoruz. Bir tarafta geçmişi ve rivayetleri kutsayan korumacı bir anlayış, diğer tarafta ise kabullerin dışında görüşlere sahip, kendilerini hakikatin ölçüsü gören münevverler… Bunlarla ilgili suçlama da aynı: Batının etkisinde kalmak ve müsteşriklerin görüşlerini dillendirmek… Ne kadar tanıdık değil mi?
İki görüşe sahip olanlar da kabullerinin gerçek din olduğunu söylüyorlar. Bir dinin neredeyse insan sayısınca birbirinden farklı yorumları olduğu halde bunların hepsinin gerçek din olması anlaşılabilir bir şey değil…
Geçmişte uygulama zemini bulmuş ve insanların çoğu tarafından kabul görmüş dini yorumlardan bahsediyorsunuz. Bunları kendi görüşlerine uygun görmeyen biri, hemen hükmünü veriyor: “Gerçek İslam bu değil. Bunlar geçmişte İslam görüntüsüyle yapılmış işler.”
Hz. Peygamber döneminden benzer örnekler veriyorsunuz. O zaman da söz konusu rivayetler hemen uydurma damgası yiyor. Neden? Çünkü benim görüşlerime uygun değil.
Kur’an’dan ayetler okunursa o zaman da ayeti tevil için gardımızı alıyoruz. Bu ayetler benim inandığımı söylemeli...
Doğrusunu isterseniz bu satırların yazarı, pek bir şey değişeceğini düşünmüyor. Zira bu konulara asırlardır bu şekilde bakılıyor. Herkes kendi kabullerini ve hatta zanlarını gerçek din zannediyor.
Oysa din, insana ulaştığı andan itibaren onun tarafından anlaşılmaya çalışılır ve öznelleşir. Dini metinlerin anlaşılmasında ve uygulamasında farklı görüşler ortaya çıkması kaçınılmazdır. Böylece bu yorumların hepsi İslam’ın yorumları olur. İsterseniz bunları Müslümanların yorumları deyin. Zaten Müslümanların yorumlarından başka bir İslam yok ki! Eğer vahiy insan tarafından okunmuyor ve anlaşılmıyorsa o vahyin ne dediği hususunda kim yargıda bulunabilir? Hz. Peygamber döneminden itibaren başlayan bu tarihi tecrübe ve geçirdiği aşamalar önemlidir.
Biri kalkıp Müslümanların tarih boyunca dinlerini doğru dürüst anlamadıklarını, kendi çıkarlarını ve kültürlerini din diye insanlara dayattıklarını söylüyor. Emin olun, çok değil birkaç yıl sonra gelecek başka biri, bu sözün sahibiyle ilgili benzer bir yargıda bulunacak. Böyle olacağını görmek için etrafımıza ve olup bitenlere bakmamız yeterli...
Dini metinlere ve dini pratiğe bakışımızda veya çoğumuzun bakışında esaslı bir sorun var. Bu sorunla yüzleşmeden, aramızdaki mesafeleri daraltmamız zor.
"Gelin hepiniz, benim din anlayışımı gerçek din olarak kabul edin de ortak bir paydada buluşalım." 
Teklif bu olduğu sürece gerçek dinler çoğalmaya devam edecek...
Ve hangisinin gerçek din olduğunu asla bilemeyeceğiz.

1 yorum:

Yazarlar