Dr. Halil ORTAKCI
İslam inancı denildiğinde akla gelen ilk kavramlardan biri tevhîddir.
Bu kelime en genel anlamıyla Allah’ı birlemek demektir. Ancak Allah’ı birleyen
her kişi de mü’min kabul edilmez. Zira içerisine tecsim ve teşbih karışan tevhîd
inancı doğru bir yaratıcı tasavvuru oluşturmaz. Zihnimizde önemli yer tutan
kavramın anlam alanının oldukça geniş olduğunu söylemek gerekir. Kur’an’da
Allah’ın birliğini ve ona ortak koşmayı yasaklayan çok sayıda ayet olsa da tevhîd
kelimesi geçmemektedir. Kelime hadis kaynaklarında (hadislerde) da çok az
geçmektedir. Bu kavram İslam’ın ilk dönemlerinde kişiyi şirkten uzak tutan ve
Allah’a ulaştıran tüm eylemleri kapsamaktaydı. Mukâtil b. Süleyman (ö. 150/767),
tefsirinde Kur’an’da geçen birçok kelimenin tevhîd anlamına geldiğini ifade
etmektedir. Buna göre tevhîd şu manalara gelmektedir: Allah’ın birliği,[1] Allah’ı
birlemek,[2] Allah’a
ortak koşmama,[3]
yalnız ona kulluk etmek,[4] dini
Allah’a halis kılmak,[5] tespih
etmek,[6] İslam,
dosdoğru din,[7]
hak,[8]
kelimetün tayyibetün,[9] din,[10] itaat,[11] Rabbin
emri,[12]
el-kavlü’s-sâbit,[13] iman,[14] ateşten
kurtuluş,[15]
kişiyi azaptan kurtaracak olan ticaret,[16] sırât-ı
müstakîm,[17]
Lâ ilâhe illallah,[18]
Allah’ın insandan aldığı ilk misak,[19] kavlen
sedîdâ (doğru söz),[20] kulluk,[21] iyilik,[22]
urvetü’l-vüskâ, takvâ, [23]
Allah’ın birliğine iman etmek ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamak,[24]
Görüldüğü üzere kelimenin anlam dünyası son derece geniştir.
Sonraki dönemlerde bu kavramın çerçevesi felsefe ve kelâmın da etkisiyle çok
daha fazla zenginleşmiş ve kendi içerisinde ulûhiyet ve rubûbiyet olmak üzere
ikili bir tasnife tabi tutulmuştur. Ancak bu kelimenin tam olarak hangi manaya
geldiği ve niteliği hakkında çok çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.
Dolayısıyla her âlim, mezhep ve meşrep bu kavrama farklı anlamlar yüklemiştir.
Bu sebepten ötürü de kavram üzerinde yapılan tartışmalar sonuç vermemiştir.
Kelime olarak “birlemek” anlamına gelen bu kavrama zaman içerisinde
yüklenen ideolojik manalar ise Müslümanların ayrışmasının sebebi,
ötekileştirmenin adresi olmuştur. Bugün kendisini muvahhid olarak adlandıran
DEAŞ türevleri yapı ve kişiler, tevhîd adı altında tekfircilik yapmaktadırlar.
Esasında özü itibarıyla Allah’ın vahdâniyetine işaret eden tevhîd kavramı,
farklı düşünenlerin kafasına indirilen bir tokmak halini almıştır. Herhalde bu
durum, Müslümanları “aynı bedenin farklı uzuvları” olarak tavsif eden Hz.
Peygamber’in (s) öğretilerine ve İslâm’ın ruhunu aykırıdır. Sonuç itibarıyla
diyebiliriz ki kişiyi şirkten uzak tutan ve Allah’a götüren tevhîdî amellerden
biri de Müslümanların ittihadıdır/birliğidir. Tevhîd kavramı da bu şekilde
değerlendirilmelidir.
[1] Mukâtil,
Tefsîr, 2/463.
[2] 3/719.
[3] 2/408.
[4] 2/334.
[5] 3/439.
[6] 4/426.
[7] 3/413.
[8] 3/75.
[9] 3/121.
[10] 3/765.
[11] 3/511.
[12] 2/47.
[13] 2/405.
[14] 3/737.
[15] 3/714.
[16] 4/317.
[17] 2/527.
[18] 3/553.
[19] 4/592.
[20] 3/510.
[21] 3/718.
[22] 3/435.
[23] Dârimî, Nakzü’l-İmâm,
326.
[24] Halil b.
Ahmed, Kitâbü’l-Ayn, 3/281.
0 yorum:
Yorum Gönder