2 Temmuz 2017 Pazar

Arapların Gözünden Haçlı Seferleri

ARAPLARIN GÖZÜNDEN HAÇLI SEFERLERİ
Özgün Adı: Les croisades vues par les Arabes
Yazar Adı: AMIN MAALOUF
Çeviren: Ali Berktay
Yapı Kredi Yayınları
İstanbul, 2006
265 s. - 16,5 X 24 cm
ISBN 975–08–1121–6

            Arap dünyasındaki iflah olmaz parçalanma karşısında, Frenk devletleri en başından itibaren kararlılıkları, savaşçılık değerleri ve göreli dayanışmalarıyla gerçek bir bölgesel güç olarak sivrileceklerdir.

            Bağdat otuz ay içinde sekiz kez el değiştirmiş, yani yüz günde bir başındaki yönetici değişmiştir. Dinsel ve kültürel etkenlerin bir önem arz etmediği, komutanların sadece kendi çıkarlarını ve hükümdarlık alanlarını genişletme çabası içerisinde oldukları hatta bu emelleri için Frenklerle ittifak kurdukları da görülmektedir. Ve tüm bunlar Batılı istilacılar fethettikleri topraklardaki varlıklarını sağlamlaştırırken yaşanmıştır.
            Frenkler ele geçirdikleri her kalenin ardından bir başkasına saldırırlar. Güçleri durmadan artacak ve sonunda Suriye’nin tamamını işgal edip bu ülkenin Müslümanlarını yerlerinden süreceklerdir. Ele geçirdikleri bütün yerlerde Müslümanların camilerine tecavüz edecek, türbelerini yıkacak ve evliyaların anıtlarını yerle bir edeceklerdir.
            İstilacıların talan ettiği anıtların arasında, Şubat 638’de Kudüs’ü Rumların elinden alan ikinci halife Ömer İbnü’l-Hattab’ın anısına yaptırılmış Ömer camii de vardır. Araplar daha sonraları kendilerinin ve Frenklerin tavrı arasındaki farklılığı göze batırmak için sık sık bu olaya değineceklerdir. O gün halife Ömer meşhur beyaz devesinin üstünde şehre girerken, Kudüs’ün Rum patriği onu karşılamak üzere ilerliyordu. Halife ona tüm şehir sakinlerinin canlarını ve mallarının bağışlandığı konusunda güvence verdikten sonra, kendisine Hıristiyanlığın kutsal yerlerini gezdirmesini istedi. Onlar Kıyamet Kilisesi’nde, yani Kutsal Kabir’deyken namaz vakti gelince, Ömer ev sahibine namazını kılmak için seccadesini nereye serebileceğini sordu. Patrik orada kılabileceğini söyleyince de halife şu cevabı verdi: “Ben bunu yaparsam, yarın Müslümanlar ‘Ömer burada namaz kılmıştı’ diyerek buraya sahip çıkarlar.” Ve seccadesini alıp namazını dışarıda kıldı. İleriyi görmüştü gerçekten, çünkü onun adının verileceği cami tam o namaz kıldığı yere yapıldı. Ama Frenk komutanlar ne yazık ki böyle yüce gönüllü davranmazlar. Zaferlerini anlatılmaz bir kıyımla kutlar, sonra da büyük bir saygı beslediklerini iddia ettikleri şehri vahşice talan ederler.
            Vakanüvis Usâme ibn Munkiz bir gün şöyle yazar:
            “Nasıl ki güç ve saldırganlık hayvanların bir üstünlüğü ise, Frenkler hakkında bilgi sahibi olan herkes de onları, savaşta, cesaret ve atılganlıktan başka bir üstünlüğü olmayan hayvanlar olarak görmüştür.”
            “Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkıyor: Haçlı Seferleri’nin tarihini ‘öteki cephe’de, yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikâye edildiği biçimde anlatmak. Kitabın hemen hemen tüm içeriği, o çağın Arap tarihçilerinin ve vakanüvislerinin tanıklarına dayanıyor.”
            Onlar Haçlı Seferleri’nden değil, Frenk savaşlarından ve istilalarından söz ederler. Frenkleri (les Francs) ifade etmek için kullanılan sözcüğün yazımı bölgeye, yazara ve çağa göre değişir: Ferenc, Ferencât, İfrenc, İfrencât… Kitapta bu farklı söyleyişleri birleştirmek için en kısa ve asıl önemlisi bugün bile halk dilinde Batılıları, özellikle de Fransızları isimlendirmekte kullanılan sözcük seçilmiştir: Frenk
            Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf 1983 tarihli bu ilk yapıtında, on birinci yüzyılın sonundan ön üçüncü yüzyılın başına kadar devam eden, ancak etkileri ve söylemi günümüze dek uzanan Haçlı Seferleri’ni alışılmış anlayışın dışında, egemen tarih anlayışının yerine “öteki”nin gözünden anlatıyor.
            Kitap altı kısım ve on dört bölümden oluşmaktadır. Bölümler birbirinin devamından ziyade parçalı bir nitelik arz etmektedir.
            Konması şart olan çok sayıda dipnotla – kaynakçaya, tarihe ve diğer alanlara ilişkin dipnotlar – anlatıyı iyice ağırlaştırmamak için, bu dipnotlar kitabın sonunda, bölüm bölüm toparlama tercih edilmiştir. Zaten kitaptaki asıl amaç yeni bir tarih kitabı kaleme almak değildir; amaç Haçlı Seferleri’nin, hem Batı’yı hem de Arap dünyasını şekillendirmiş bugün bile bu iki dünya arasındaki ilişkileri belirleyen bu iki yüzyılın “gerçek romanı”nı, bugüne dek ihmal edilmiş bir bakış açısından kaleme almaktır.
            Kitabın sonunda da Haçlı Seferleri ile ilgili notlar ve kaynakçada yer alan eserler ayrıntılı bir şekilde yazılmıştır. Haçlı Seferleri ile ilgili daha çok bilgi edinmek isteyen bu notlardan yararlanabilir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazarlar